| Welcome, Guest |
You have to register before you can post on our site.
|
| Latest Threads |
Editable PNG Çerçeve - Ed...
Forum: PNG Resimler
Last Post: YamanTunca
03-15-2026, 06:07 AM
» Replies: 0
» Views: 16
|
Orange Design Calligraphy...
Forum: JPG Resimler
Last Post: YamanTunca
03-13-2026, 05:43 PM
» Replies: 1
» Views: 24
|
Calligraphy Hat Yazili Te...
Forum: JPG Resimler
Last Post: YamanTunca
03-12-2026, 08:30 PM
» Replies: 1
» Views: 23
|
Hz. İbrahim'in (A.S.) Dil...
Forum: Dua&Zikir
Last Post: YamanTunca
03-09-2026, 06:44 AM
» Replies: 0
» Views: 14
|
Seyyid Ahmed el-Bedevî (k...
Forum: Biyografi
Last Post: YamanTunca
03-09-2026, 06:38 AM
» Replies: 0
» Views: 16
|
Seyyid İbrahim Düsûkî (k....
Forum: Biyografi
Last Post: YamanTunca
03-09-2026, 06:34 AM
» Replies: 0
» Views: 15
|
Gül ve Çiçek | Çiçek Fo...
Forum: JPG Resimler
Last Post: YamanTunca
03-09-2026, 06:24 AM
» Replies: 0
» Views: 16
|
Rabbini Çokca Zikret Ayet...
Forum: JPG Resimler
Last Post: YamanTunca
03-09-2026, 06:19 AM
» Replies: 0
» Views: 15
|
Sabredenleri Müjdele Hat ...
Forum: JPG Resimler
Last Post: YamanTunca
03-09-2026, 06:19 AM
» Replies: 0
» Views: 15
|
Deki Rabbim ilmimi Artır ...
Forum: JPG Resimler
Last Post: YamanTunca
03-09-2026, 06:18 AM
» Replies: 0
» Views: 15
|
|
|
| Çizgi Filmler ve Medyada Sübliminal Mesajlar (25. Kare Tekniği) ve Toplumsal Etkileri |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:57 AM - Forum: Sanal Dergi
- No Replies
|
 |
Görünmeyen Tehdit:
Çizgi Filmler ve Medyada Sübliminal Mesajlar (25. Kare Tekniği) ve Toplumsal Etkileri
Giriş: Farkında Olmadığımız Dünya
Televizyon izliyor, çizgi film izliyor, reklamlar görüyoruz. Gözümüzün önünden saniyede 24 kare görüntü akıp geçiyor. Peki ya 25. kare? Ya da bilinçli olarak fark edemeyeceğimiz kadar kısa sürede gösterilen, kulağımızın duyamayacağı frekansta verilen bir mesaj? İşte bu, sübliminal (eşik altı) mesaj teknolojisidir. Latince "sub" (alt) ve "limen" (eşik) kelimelerinden türeyen sübliminal kavramı, bilinçli algı eşiğimizin altında kalan uyarıcıları ifade eder .
Gözümüzün görmediğini, kulağımızın duymadığını düşünürüz; ancak beynimiz, özellikle de bilinçaltımız, tüm bu mesajları kaydeder. Kararlarımızın %95'ini bilinçaltımızın belirlediği düşünüldüğünde , bu gizli mesajların potansiyel etkisi daha iyi anlaşılır. Bu makale, özellikle çizgi filmlerde ve sinemada kullanılan 25. kare tekniği başta olmak üzere sübliminal mesajların çocuklar ve toplum üzerindeki etkilerini bilimsel veriler ve uzman görüşleri ışığında incelemektedir.
Sübliminal Mesaj Teknikleri: 25. Kare ve Ötesi
Sübliminal mesajlar görsel ve işitsel olmak üzere iki ana kanaldan iletilir .
Görsel Teknikler (25. Kare): En bilinen yöntem, sinema ve çizgi filmlerde kullanılan "25. kare" tekniğidir. İnsan gözü, saniyede 24 kare görüntüyü algılayabilir. Bu tekniğin mantığı, 24 karelik normal akışın arasına, bilinçli olarak fark edilemeyecek kadar kısa süreliğine (genellikle saniyenin 1/24'ünden daha kısa) 25. bir kare sıkıştırmaktır. İzleyici bu kareyi "görmez" ama bilinçaltı bu görüntüyü kaydeder . Bunun dışında, bir objenin içine gizlenmiş şekiller, logolar veya yazılar da görsel sübliminal mesajlara örnektir .
İşitsel Teknikler: İşitsel yöntemde ise, normal ses frekansının altında veya üstünde (infrasonik/ultrasonik) frekanslarla verilen mesajlar veya normal bir konuşmanın içine gömülen ve duyulamayacak kadar kısılan hızlandırılmış telkinler kullanılır. Kulak duymasa da beyin bu frekansları işleyebilmektedir .
Çocuklar Neden Daha Savunmasız?
Sübliminal mesajların en büyük hedefi çocuklardır. Bunun birkaç temel nedeni vardır:
Gelişimsel Açıdan Korunmasızlık: Erken çocukluk döneminde gerçek ile kurgu arasındaki ayrım henüz tam olarak gelişmemiştir. Piaget'nin bilişsel gelişim kuramına göre, bu dönemdeki çocuklar gördüklerini eleştirel bir süzgeçten geçirmeden doğrudan zihinsel şemalarına (zihin dosyalarına) eklerler . Bu da mesajların sorgulanmadan içselleştirilmesine yol açar.
Yoğun Maruziyet: Çocuklar, özellikle çizgi filmleri tekrar tekrar izlerler. Bir çizgi filmin içine yerleştirilmiş tek bir sübliminal kare, tekrar eden izlemelerle bilinçaltına defalarca kazınır .
Sosyal Öğrenme: Albert Bandura'nın Sosyal Öğrenme Kuramı'na göre çocuklar, medyadaki karakterleri rol model alırlar. Çizgi film kahramanları, çocuklar için güçlü modellerdir ve onların davranışlarını gözlemleyerek öğrenirler . Sübliminal mesajlar, bu öğrenme sürecini farkında olmadan yönlendirebilir.
Yetişkin Rehberliğinin Eksikliği: Vygotsky'nin sosyokültürel kuramı, çocuğun öğrenmesinde yetişkin rehberliğinin önemini vurgular. Ebeveynler çocuklarıyla birlikte izlemediklerinde veya izledikleri içeriği onlarla tartışmadıklarında, çocuklar sübliminal mesajlara karşı tamamen savunmasız kalırlar .
Çizgi Filmler ve Medyada Sübliminal Mesajların Etkileri
Sübliminal mesajların doğrudan ve ani bir etki yaratmasından ziyade, "hazırlayıcı" (priming) bir etkisi olduğu bilimsel olarak kabul edilmektedir . Yani bu mesajlar, kişinin sonraki duygu durumunu, tutumlarını ve davranış eğilimlerini şekillendirir. Peki bu etkiler nelerdir?
1. Tüketici Sosyalizasyonu ve Materyalizm
Çocuklar, tüketici kimliklerini erken yaşlarda oluşturmaya başlarlar. Çizgi filmlerin içine gizlenmiş marka logoları, ürünler veya tüketimi özendiren semboller, çocukların bilinçaltında marka sadakati ve materyalist bir dünya görüşü oluşturabilir. Çocuk, filmin kahramanıyla özdeşleşirken, onun kullandığı ürünü de bilinçaltında arzular hale gelir .
2. Şiddet Eğilimi ve Saldırganlık
Bazı çizgi filmlerde, masum görünen sahnelerin arasına sıkıştırılmış şiddet içeren görseller veya semboller, çocuklarda şiddete karşı duyarsızlaşmaya ve saldırganlık eğilimlerinin artmasına neden olabilir. Sürekli olarak şiddet içeren uyaranlara maruz kalan çocuk, bunu normal bir davranış biçimi olarak algılamaya başlar .
3. Cinsel İçerikli Mesajlar ve Erken Ergenlik
Belki de en kaygı verici konulardan biri, çocuklara yönelik yapımlarda gizlenen cinsel içerikli sembol ve yazılardır. TRT Haber'in konuyla ilgili haberinde, uzmanlar "çizgi filmlerin arasına pornografik resimler ve yazılar, düşmanlık simgeleri, şiddet unsuru içeren ögeler" yerleştirildiğini belirtmektedir . Bu tür mesajlar, çocukların duygusal ve cinsel gelişimlerini olumsuz etkileyerek erken ergenliğe yol açabilir, sağlıksız cinsel fantezilerin oluşmasına zemin hazırlayabilir .
4. Ahlaki ve Kültürel Değerlerin Aşınması
Yerli kültürü baskılayan, yabancılaşmayı körükleyen, milli ve manevi değerleri önemsizleştiren sübliminal mesajlar da medya aracılığıyla çocuklara aktarılabilmektedir . Bu durum, kuşaklar arası çatışmayı beslemekte ve çocukların kendi kültürel kimliklerinden uzaklaşmasına neden olabilmektedir .
5. Duygusal ve Psikolojik Sorunlar
Nörobilimsel araştırmalar, bilinçdışı uyarımların beyinde duygusal işlemleme (amigdala) ve dikkat düzenleme (singulat korteks) ile ilişkili ağları aktive edebildiğini göstermektedir . Bu durum, çocuklarda nedensiz kaygı bozuklukları (anksiyete), depresyon, odaklanma sorunları ve dürtü kontrolünde zorluklar gibi sorunlara katkıda bulunabilir .
Etki Alanı Olumsuz Etkiler Olumlu/Önleyici Yaklaşımlar
Bilişsel Gelişim Dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, hayal gücünün sınırlanması Medya okuryazarlığı eğitimi, eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi
Duygusal Gelişim Anksiyete, depresyon, duygusal dengesizlik, korkular Ebeveyn-çocuk iletişiminin güçlendirilmesi, duyguları ifade etme fırsatı
Sosyal Gelişim Şiddete eğilim, saldırganlık, yabancılaşma, ahlaki değerlerin zayıflaması Değerler eğitimi, olumlu sosyal modeller sunan içeriklerin seçilmesi
Kişilik Gelişimi Materyalist eğilimler, marka bağımlılığı, kimlik bunalımı Manevi ve kültürel değerlerin aşılanması, sağlıklı rol modelleri
Bilimsel Çalışmalar Ne Diyor?
Sübliminal mesajların etkisi konusunda iki ana akım bulunmaktadır. Bir grup bilim insanı, laboratuvar ortamında yapılan çalışmaların, bu mesajların davranış üzerinde "güçlü ve kalıcı bir etkisi olmadığını", sadece ince ve geçici bir etki yaratabildiğini göstermekte olduğunu belirtmektedir . Ancak bu görüş, özellikle tekrara dayalı ve uzun süreli maruziyetin etkilerini tam olarak yansıtmayabilir.
Diğer tarafta ise, özellikle nörogörüntüleme çalışmaları, sübliminal uyaranların beyinde (örneğin duygu ve karar verme merkezlerinde) ölçülebilir bir aktivasyona yol açtığını kanıtlamıştır . Bu da, her ne kadar "hipnoz" benzeri anlık bir kontrol sağlamasa da, uzun vadede tutum ve eğilimleri şekillendirebileceği anlamına gelmektedir. Psikoloji ve nörobilim literatürü, sübliminal mesajların "hazırlayıcı etkisini" kabul etmektedir .
Aileler ve Toplum İçin Korunma Yolları
Bu görünmez tehdide karşı en güçlü silah, bilinçli ve donanımlı olmaktır.
Medya Okuryazarlığı: Çocuklara küçük yaşlardan itibaren medya okuryazarlığı eğitimi vermek, izledikleri içerikleri sorgulamayı ve eleştirel bir gözle bakmayı öğretmek en etkili yöntemdir .
Ebeveyn Rehberliği: Çocuklarınızla birlikte çizgi film izleyin. İzledikleriniz hakkında onlarla konuşun, sorular sorun. "Bu karakter neden böyle davrandı?", "Bu reklam sana ne hissettirdi?" gibi sorular, bilinçaltı etkileşimi bilinç düzeyine çıkarmaya yardımcı olur .
İçerik Denetimi: Çocuklarınızın izlediği kanalları ve içerikleri önceden araştırın. Güvenilir ve pedagojik içerikleri tercih edin. Bilinçli ebeveynler için hazırlanmış rehberler ve platformlar mevcuttur.
Ekran Süresi Sınırlaması: Çocukların medya ile geçirdiği süreyi sınırlandırmak, maruz kaldıkları mesajların yoğunluğunu azaltmak için önemli bir adımdır .
Sonuç
kare tekniği ve diğer sübliminal yöntemlerle çizgi filmlere, sinemaya ve reklamlara gizlenen mesajlar, farkında olmadan maruz kaldığımız psikolojik bir olgudur. Özellikle çocuklar, gelişimsel özellikleri nedeniyle bu mesajlara karşı daha savunmasızdır. Bu mesajların bir düğmeye basar gibi insanları anında kontrol etme gücü olmasa da, uzun vadede duygu durumumuzu, tüketim alışkanlıklarımızı, ahlaki değerlerimizi ve hatta siyasi eğilimlerimizi şekillendirebilecek bir "hazırlayıcı" etkisi vardır .
Toplum olarak bu konuda daha bilinçli hareket etmek, medya okuryazarlığını yaygınlaştırmak ve çocuklarımızı bu görünmez etkilere karşı korumak, gelecek nesillerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için hayati önem taşımaktadır. Unutmayalım ki, görmek istemediklerimiz, bazen en çok etkileyenlerdir.
Kaynaklar
Güven, G. (2026). Erken Çocuklukta Subliminal Mesajların Gelişimsel, Beyin ve Bilinçaltı Etkileri. Anadolu Kültürel Araştırmalar Dergisi.
Subliminal Uyarıcıların Nöropsikolojisi. Türk Psikiyatri Dizini.
TRT Haber. (2022, Nisan 14). Objelerdeki gizli ajan: Sübliminal mesaj.
Görsel Medyanın ve Sübliminal Mesajların Çocuk Sağlığı Üzerine Etkileri. (2020). TRDizin.
Aydoğan, T. (2019). Sosyal Medya Sübliminal Mesajlarla Zihin Kontrolü. Sosyal Araştırmalar ve Davranış Bilimleri Dergisi.
Kadioğlu, Z. Y. (2020). Tüketici Sosyalizasyonu Sürecinde Çocuklar ve Çizgi Filmlerde Kullanılan Bilinçaltı (Sübliminal) Mesajlar. Rating Academy.
Milli Gazete. (2013). Medya, tüm yaşantımızı yönlendiriyor.
Vikipedi. (2016). Sübliminal mesaj.
Vikipedi Tartışma Sayfası. (2013). Tartışma:Sübliminal mesaj.
Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir
Raşit Tunca
Schrems, 09 Mart 2026
|
|
|
| HAARP Teknolojisi: Bilimsel Gerçekler, Komplo Teorileri ve Toplumsal Etkileri |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:48 AM - Forum: Sanal Dergi
- No Replies
|
 |
HAARP Teknolojisi: Bilimsel Gerçekler, Komplo Teorileri ve Toplumsal Etkileri
Giriş
Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı (High-frequency Active Auroral Research Program - HAARP), son yirmi yılın en tartışmalı bilimsel projelerinden biridir. Alaska'nın Gakona bölgesinde konuşlanmış bu tesis, hakkında üretilen deprem yaratma, iklimleri kontrol etme, zihinleri ele geçirme gibi olağanüstü iddialarla sık sık gündeme gelmektedir. Özellikle Türkiye'de 1999 Gölcük depremi, 2020 İzmir depremi ve 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında sosyal medyada ve bazı medya organlarında HAARP'ın bu felaketleri tetiklediği yönünde teoriler hızla yayılmıştır. Bu makale, HAARP teknolojisinin ne olduğunu, gerçek işlevlerini, hakkındaki komplo teorilerini ve bu teorilerin bilimsel geçerliliğini detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır.
HAARP Nedir? Tarihçesi ve Teknik Özellikleri
HAARP, atmosferin en üst tabakası olan iyonosferi incelemek için geliştirilmiş bir bilimsel araştırma tesisidir . Projenin temelleri, radyo dalgaları ve iyonosfer üzerine çalışmalar yapan ünlü mucit Nikola Tesla'ya kadar uzansa da, resmi inşası 1993 yılında başlamıştır . Başlangıçta ABD Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Alaska Üniversitesi'nin ortak girişimiyle yürütülen program, Ağustos 2015'ten itibaren tamamen Alaska Fairbanks Üniversitesi'ne (UAF) devredilmiş ve sivil bir araştırma tesisi haline gelmiştir .
Tesisin kalbinde, İyonosferik Araştırma Aracı (Ionospheric Research Instrument - IRI) adı verilen dev bir radyo vericisi bulunmaktadır. Bu sistem, 133.546 metrekarelik bir alana yayılmış, her biri 22 metre yüksekliğinde 180 adet antenden oluşmaktadır . IRI, 3.6 megawatt (MW) gücünde yüksek frekanslı radyo dalgaları üreterek iyonosferin küçük bir bölgesini geçici olarak ısıtma kapasitesine sahiptir .
HAARP'ın Bilimsel Amacı ve Gerçek İşlevi
HAARP'ın temel amacı, adından da anlaşılacağı üzere, aktif bir şekilde auroralar (kuzey ışıkları) yaratarak iyonosferin fiziksel ve kimyasal özelliklerini incelemektir . Peki iyonosfer neden bu kadar önemlidir?
İyonosfer, yaklaşık 70 km'den başlayıp 600 km'ye kadar uzanan, yoğun miktarda iyon ve serbest elektron içeren atmosfer tabakasıdır . Bu tabaka, Güneş'ten gelen zararlı ultraviyole (UV) ışınlarını emer ve radyo dalgalarının yansıtılmasında kritik bir rol oynar. GPS uyduları, Wi-Fi sistemleri, uzun mesafeli radyo iletişimi ve askeri haberleşme sistemleri iyonosferin kararlılığına bağlıdır .
Bilim insanları, HAARP gibi iyonosferik ısıtıcılar sayesinde:
İyonosferdeki doğal süreçleri anlayabilir: Güneş patlamaları veya jeomanyetik fırtınaların iyonosferi nasıl etkilediği incelenir.
İletişim sorunlarını çözebilir: Radyo sinyallerinin kesildiği durumları simüle ederek, gelecekteki iletişim sistemlerini daha dayanıklı hale getirmek için veri toplarlar.
Denizaltı iletişimini geliştirebilir: Çok düşük frekanslı (ELF) dalgalar kullanarak denizaltılarla daha etkili iletişim kurmanın yolları araştırılır .
Tesis yöneticileri ve bağımsız bilim insanları, yapılan deneylerin tarih ve saatlerinin halka açık olduğunu, dileyen herkesin araştırma verilerine resmi internet sitesinden ulaşabileceğini vurgulamaktadır .
HAARP Hakkındaki Komplo Teorileri
HAARP, neredeyse kurulduğu günden beri çok sayıda komplo teorisinin odağı olmuştur. Bu teorilerin popülerleşmesinde, 2000 yılında Türkiye'de yayımlanan ve 17 Ağustos depremini HAARP'a bağlayan "Kıyamet Teknolojisi" adlı kitabın büyük etkisi olmuştur . En yaygın komplo teorileri şunlardır:
Yapay Deprem Üretme Teorisi: En popüler teoriye göre HAARP, yerin derinliklerine gönderdiği güçlü elektromanyetik dalgalarla fay hatlarını tetikleyerek yıkıcı depremler yaratabilmektedir. Bu teori, 1999 Gölcük depremi, 2020 Elazığ ve İzmir depremleri ile 2023 Kahramanmaraş depremlerinin hemen ardından sosyal medyada yeniden dolaşıma sokulmuştur .
İklim ve Hava Durumu Kontrolü: HAARP'ın iyonosferi manipüle ederek kasırgalar, seller, kuraklıklar veya orman yangınları gibi aşırı hava olaylarını yaratabileceği veya yönlendirebileceği iddia edilmektedir. 2021 Türkiye orman yangınları ve ABD'deki Ian Kasırgası sonrası bu tür iddialar artmıştır .
Zihin Kontrolü ve Davranış Değiştirme: Bazı teorisyenler, HAARP'ın yaydığı dalgaların insan beynini etkileyerek düşünceleri kontrol edebileceğini, toplumsal davranışları yönlendirebileceğini hatta kitlesel itaatsizlik yaratabileceğini öne sürmektedir .
Diğer Teoriler: Bunların yanı sıra ozon tabakasını delme, kutupları eritme, uzaydan füze savunması yapma, hatta radyasyon yaymayan termonükleer patlamalar gerçekleştirme gibi çok daha spekülatif iddialar da bulunmaktadır .
Bu teorilerin kaynağı genellikle 1980'lerde jeofizikçi Gordon J.F. MacDonald'ın spekülatif senaryolarına dayandırılsa da, bilimsel bir dayanakları yoktur .
Komplo Teorilerinin Bilimsel Çürütülmesi
Bilim insanları ve uzmanlar, HAARP ile ilgili tüm bu iddiaları çeşitli bilimsel gerekçelerle tutarlı bir şekilde reddetmektedir.
Deprem Üretme İddiasının Fiziksel İmkânsızlığı
Depremlerin, yerkabuğundaki levhaların milyonlarca yıl boyunca biriken devasa enerjiyi aniden boşaltmasıyla oluştuğunu hatırlatalım. 7 büyüklüğünde bir deprem için gereken enerji miktarı akıl almaz boyutlardadır. Uzmanların yaptığı hesaplamalara göre, 7.8 büyüklüğünde bir deprem üretebilmek için yaklaşık 3.6 x 10^15 ton ağırlığındaki bir kaya kütlesini 2 metre hareket ettirecek bir iş yapılması gerekmektedir ki bu, onlarca hidrojen bombasının aynı anda patlatılmasına eşdeğer bir enerjidir .
Prof. Dr. Cenk Yaltırak bu durumu şöyle özetlemektedir:
"Yerin 20 km altındaki fayları kıracak güce sahip elektromanyetik cihazlar varsa, toprak üstünde yaşayan bizlerin köfteye, kömüre dönmüş olmamız gerekir. Alaska'dan düğmeye basıp Elazığ'da deprem yaratıldığını öne sürmek bilim dışı çevrelerin inanacağı, akıl noksanı saçmalıklar."
Fizikçi Dr. Kaan Öztürk ise HAARP'ın gücünün bir taş parçasını bile yerinden oynatamayacağını belirtirken, Prof. Dr. Lokman Kuzu daha da somut bir örnek vererek "HAARP ile bir bardağı şuradan şuraya oynatın. Çok net yani. Evlerde kullandığımız mikro dalganın içinde 600 watt var." diyerek teknolojinin kapasitesinin deprem üretmek için yetersiz olduğunu vurgulamaktadır .
İklim ve Hava Olaylarına Etki Edememesi
Atmosfer bilimciler, hava olaylarının (yağmur, kar, fırtına) troposfer adı verilen ve yerden ortalama 10-15 km yüksekliğe kadar olan en alt katmanda gerçekleştiğini belirtmektedir. HAARP ise 70 km'nin üzerindeki iyonosfer tabakası üzerinde çalışmaktadır .
Stanford Üniversitesi'nden Prof. Umran İnan, HAARP'ın gücünün doğal olaylarla kıyaslandığında ne kadar küçük kaldığını şu sözlerle ifade etmektedir:
"Dünya gezegeninin (meteorolojik) sistemlerini ne yapsak bozamayız. Her ne kadar HAARP'ın yaydığı radyasyon çok büyük de olsa, bir şimşeğin gücü ile kıyaslandığında çok küçüktür ve tüm dünyada saniyede 50 ila 100 şimşek çakmaktadır."
Cornell Üniversitesi'nden Prof. David Hysell de "İkisini aynı cümlede kullanamazsınız. Çünkü aralarında hiçbir ilişki yok." diyerek HAARP'ın hava durumu ile bağlantısını kesin bir dille reddetmektedir .
Zihin Kontrolü İddiasının Geçersizliği
İnsan beynini etkileyebilecek elektromanyetik dalgaların, HAARP'ın ürettiği frekans ve güçte olmadığı kanıtlanmıştır. Uzay fizikçileri, HAARP'ın yaydığı radyo dalgalarının, günlük hayatta kullandığımız cep telefonlarından 100 kat daha zayıf olduğunu ve bu tür bir etki yaratmasının fiziksel olarak imkânsız olduğunu belirtmektedir .
HAARP'ın Konumu ve Önemi
HAARP tesisinin Alaska'da kurulmuş olması tesadüf değildir. Alaska, dünyanın manyetik kutuplarına yakın konumu sayesinde, auroraların (kuzey ışıkları) en sık ve en yoğun gözlemlendiği bölgelerden biridir. Bu konum, bilim insanlarının Dünya'nın manyetik alan çizgileri boyunca iyonosferde meydana gelen değişimleri incelemesine olanak tanımaktadır . Ayrıca, HAARP dünyadaki tek iyonosferik araştırma tesisi değildir. Norveç'te EISCAT (Avrupa İyonosferik Isıtma Tesisi) ve daha önce Porto Riko'da bulunan (2016'da çöken) Arecibo Gözlemevi de benzer bilimsel amaçlarla inşa edilmiş tesislerdir .
Zararları ve Faydaları
Bilimsel ve Teknolojik Faydaları
HAARP projesi, temel bir bilimsel araştırma tesisi olarak insanlığa birçok fayda sağlamaktadır:
İletişim Teknolojileri: İyonosferik araştırmalar sayesinde radyo haberleşmesi, GPS ve diğer uydu tabanlı sistemlerin daha güvenilir hale getirilmesi hedeflenmektedir .
Uzay Hava Durumu Tahmini: Güneş fırtınalarının Dünya üzerindeki etkilerini anlamak ve bu etkilere karşı önlem almak (örneğin, elektrik şebekelerini korumak) için kritik veriler sağlar.
Savunma Sanayii: Denizaltılarla iletişim gibi askeri uygulamalar için geliştirilen teknolojiler, sivil kullanıma da uyarlanabilmektedir .
Potansiyel Zararları ve Etik Tartışmalar
Her ne kadar bilimsel amaçlı olsa da, yüksek güçlü radyo dalgalarının çevre ve canlılar üzerindeki olası etkileri bilimsel çalışmalarla sürekli olarak izlenmektedir. Mevcut bilimsel veriler, HAARP'ın yaydığı radyasyonun uluslararası güvenlik standartlarının çok altında olduğunu ve çevreye ya da insan sağlığına zarar vermediğini göstermektedir. Ancak projenin askeri kökenli olması ve başlangıçta Pentagon tarafından finanse edilmesi, şeffaflık konusunda bazı etik soru işaretlerini her zaman canlı tutmuştur. Bu durum, komplo teorilerinin beslenmesine zemin hazırlayan en önemli faktörlerden biri olmuştur .
Komplo Teorilerinin Toplumsal Etkileri ve Psikolojisi
HAARP komplo teorileri, özellikle büyük felaketler sonrasında toplumda hızla yayılmakta ve ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.
Bu teorilerin bu kadar rağbet görmesinin ardında yatan psikolojik nedenler şunlardır:
Kontrol İhtiyacı: İnsanlar, kontrol edemedikleri doğal afetler karşısında çaresizlik hissederler. Depremin arkasında kötü niyetli bir güç (örneğin ABD) olduğunu düşünmek, kaotik bir olayı anlamlandırma ve "kontrol edilebilir" bir düşmana yöneltme ihtiyacından kaynaklanır.
Belirsizlikle Başa Çıkma: Karmaşık bilimsel açıklamalar yerine, basit ve keskin düşman figürleri içeren komplo teorileri, zihinsel olarak daha kolay kavranır.
Bilgi Eksikliği ve Dezenformasyon: Sosyal medyanın etkisiyle, doğruluğu teyit edilmemiş bilgiler ve çarpıtılmış görseller (örneğin, HAARP antenlerine ait olduğu iddia edilen gemi fotoğrafları) çok hızlı yayılmaktadır .
BBC dezenformasyon araştırma ekibinden Shayan Sardarizadeh'in belirttiği gibi, "Yıllardır komplo teorilerine konu olan HAARP programı, bilim insanları ve uzmanların bu iddiaları çürütmesine karşın sık sık doğal felaketlerin arkasındaki neden olarak gösteriliyor" .
Bu durumun en somut örneklerinden biri, 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası yaşanmıştır. Bazı televizyon programlarında ve gazetelerde depremin yapay olduğu yönündeki iddialar, bilim insanlarının tüm uyarılarına rağmen geniş kitlelere ulaştırılmıştır . Bu tür yayınlar, kamuoyunda paniğe yol açmakta, bilimsel gerçeklerin önünü tıkamakta ve devletin afet yönetimi konusundaki çalışmalarına olan güveni zedelemektedir.
Sonuç
HAARP, atmosferin keşfedilmemiş bölgelerini anlamamıza yardımcı olan, son derece gelişmiş ancak amacı ve sınırları net bir bilimsel araştırma tesisidir. Hakkında üretilen deprem tetikleme, iklim kontrolü veya zihin okuma gibi iddialar, mevcut fizik yasaları ve mühendislik bilgisi ışığında tamamen asılsızdır. Profesörlerin, mühendislerin ve uzmanların ortak görüşü, HAARP'ın gücünün bir bardak suyu bile hareket ettirmekten aciz olduğu, doğal afetlerin ise milyonlarca kat daha büyük enerjilerle gerçekleştiği yönündedir.
Toplum olarak, özellikle büyük felaketler sonrası ortaya çıkan bu tür komplo teorilerine karşı bilimsel okuryazarlığımızı artırmalı, bilgilerimizi yalnızca uzman kaynaklardan ve bilimsel yayınlardan edinmeye özen göstermeliyiz. Doğal afetlerle mücadelede asıl odaklanmamız gereken nokta, bilim dışı spekülasyonlar değil; depreme dayanıklı yapılar inşa etmek, afet eğitimini yaygınlaştırmak ve bilinçli bir toplum oluşturmak olmalıdır. HAARP, gökyüzündeki gizemli bir düşman değil, insanlığın bilgi birikimine katkıda bulunan bir araçtır.
Kaynaklar
Wikipedia - HAARP revizyon sayfası
Sabah - HAARP komplo teorilerinin gerçek olmadığını ispatlayacak
T24 - HAARP: Kahramanmaraş depremleriyle yeniden gündeme gelen komplo teorileri
Webtekno - Tüm Bilimsel Verileriyle HAARP
Milliyet - HAARP komplo teorisine uzman tepkisi: Yapay deprem diye bir şey yok
Yurt Gazetesi - Komplo teorilerinin mucidi o kanal!
ShiftDelete - İzmir depremi sonrası gündem oldu: HAARP teknolojisi
Sabah - HAARP nedir? Yapay deprem yapabilir mi?
Haber 7 - Haarp nedir, deprem üretebilir mi? Prof. Dr. Lokman Kuzu anlattı
Evrim Ağacı - HAARP Komplosu: HAARP Nedir? Neler Yapabilir, Neler Yapamaz?
Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir
Raşit Tunca
Schrems, 09 Mart 2026
|
|
|
| iMPRESSUM |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:36 AM - Forum: ANTRE
- No Replies
|
 |
iMPRESSUM
FORUM YETKiLiSi iLETiŞiM BiLGiSi
İsim ve Adres :
isim: Raşit Tunca
Adres :
Raşit Tunca
Budweiser Straße 6
3943 Schrems
NÖ. Österreich
E-posta adresi :
karoglan446@gmail.com
KURALLARIMIZ
1- Forumda ve Blogda yazılan mesajlardan tamamen yazan forum ve Blog üyesi sorumludur. Şahısların yazdıkları yazılardan dolayı forumumuz ve Blogumuz hiçbir sorumluluk kabul etmez.
2- T.C. yasalarını ya da uluslararasi kanunları, anlaşmaları, tüzükleri çigneyen mesajlar foruma ve bloga gönderilemez.
3- Topluluklar hakkında tahrik edici ve küçük düşürücü yazılar yazılamaz. (Örneğin: Türk, Kürt, Ermeni, Yahudi, Çerkez, Zenci, Hint, Arap, Çingene, Roman, Rus, Göçmen gibi.)
4- Tehdit edici, küfürlü, örf ve adetlere karşı, nefret dolu ya da çok miktarlarda istenmeyen mesajlar göndermek; din, dil, irk ayrımına yönelik iletiler göndermek ve materyaller kullanmak; forum ve blog yöneticilerini ve kullanıcılarını küçümser davranışlar sergilemek yasaktır.
5- Yorum amacı taşımayan salt propaganda içerikli parti ve siyaset yazıları yasaktır.
6- Her türlü taciz edici yazı yasaktır.
7- Forumda, büyük harfle yazı yazmak kesinlikle yasaktır! (Basliklar ve basi istisnai durumlar haric)
8- Forumlarimizda ve Bloglarimizda sitenizin ziyaret edilmesini istemeniz, sitenizde satılan veya aracı olunulan bir “ürünün” reklamını yapmanız ve bunlar dışındaki tüm ticari kaygı güden mesajlar ve crack, warez, hack appz ve benzeri sitelerin tanitimi yasaktır.
9- Mesajlarda öğretici veya örnek gösterici image’ler dışında image kullanılamaz. Imzalara image eklenemez.(Bu kural Forumlarimiz icindir)
10- Forum ve Blog admini ve yöneticileri kurallara uymayan mesajlari değiştirme ve silme hakkına sahiptir.
11- Forum ve Blog kurallarina uymayan üyeler yöneticiler tarafindan uyarılır, davranışın tekrarında sistemimizden kayıtları silinir.
12- Forum ve Blog kurallarının güncellenme veya yenilerinin eklenmesi hakkı forum ve Blog yöneticilerince her zaman saklıdır.
13- Veritabanı arızalarına yol açtığı için Gecerli E-Mail adresi olmayanlarin üyelikleri silinmektedir. Fakat isteyen üyeliğini banlatıp, erişime kapatabilir.(Bu Kural Forumlarimiz icindir)
14- Her türlü telif hakkı içeren paylaşım yasaktır. Crack, warez, mp3 vs…
15- Forumda ve Blogrımızda her türlü pornografik içerik yasaktır.
16- Forumda Bloglarrımızda Gerçek Kimlik dışında “Nick Name” Kullanmak serbesttir. O yüzden Herhangi bir üyemizin gerçek kimliğini gerçekten bilmiyoruz.
17- Forumda ve Blogrımızda Avatar olaraktan, Gerçek kimlik Fotoğrafı haricinde, herhangi bir fotoğraf, image ve grafik kullanmak serbesttir. Avatardaki Resim %100 Gerçek Resim olmadığından, Avatar resimindeki 3. şahıslar ile bizim ve üylerimizin bir alakası yoktur.
18- Forumumuzdaki Ve Bloglarımızda “Sağlık Bilgileri” ve “Dini Tasavvufi Bilgiler” ve Diğer Bilgilerin,… üzerinizde veya 3. şahıslarda uygulanması, kendi sorumluluğunuz altındadır. Bunları uygulayıp ve kullanmaya mecbur değilsiniz. Bunları kullanan ve uygulayan herkes, bunlardan doğabilecek sorunların, sorumluluğunu Kendisi üstlenmiş olur.
19- Foruma ve Blogrımızda üye olan veya Misafir olarak Ziyaret edip bilgi alan herkes bu şartları kabul etmiş sayılır.
20-Admin Yönetici ve Modlar imzalarda image ve grafik kullanabilirler(§010520210339)
21-ilgili Bölümlerimizde Hoby Grafiker ve Ziyaretçilerimize Yardım Amaçlı (PSD,Grafik,Online Widget,Online Editör,Converter,APS,Toplist,Sosyal Medya…vesaire) Sayfalarının Legal Adreslerine Yönlendirme Linkleri Kullanılabilir (§23052018 & §20052020 & §010520210426)
21- Boardumuzun (Forumumuzun) ilgili Bölümlerinde (Ürün Tanıtım Videoları&TiRYAKi BOARD TOPLiST&Online RADYOLAR&Online WIDGETLER&Online OYUNLAR&TiRYAKi BOARD MEDiA BÖLÜMÜ,..) Üye Yönetici ve Ziyaretci misafirlerimize fayda verici yönlendirme Linkleri ve yasal Wigetler ve Yasal Video (Youtube,.. vs.) veya serverimize yüklenen kücük video dosyaları veya Yasal Audio dosyaları eklemek (Müzikler&ilahiler,...) Editörlerimize Moderatörlerimize ve Yöneticilerimize Serbesttir.
22- Boardumuzun (Forumumuzun) ilgili Bölümlerinde Grafiker Rütbesine Sahip "Grafik Editör" lerimiz tarafından (Grafikerlerimize Ait Açılmış VIP Bölümlerinde) yabancı image (Görsel) upload sayfalarına ait, ve Link ve yönlendirme içermeyen, grafik&image&foto Linkleri eklenebilir.
23- Boardumuzun (Forumumuzun) ilgili Bölümlerinde Grafiker Rütbesine Sahip "Grafik Editör" lerimiz, Herhangi bir sebebten dolayı, Yöneticiler tarafından yasaklanması halinde, veya herhangi bir sebebten forumumuzdan (Boardumuzdan) ayrılmaları halinde, onlara ait Bölüm, Webmasterimiz Tarafından Tamamen silinir.
24- Boardumuzun (Forumumuzun) ilgili Bölümlerinde Grafiker Rütbesine Sahip "Grafik Editör" lerimiz, Grafikerlerimize Ait Açılmış VIP Bölümlerinde doğabilecek sorunların, sorumluluğunu o bölümün sahibi olan "Grafik Editörü" Kendisi üstlenmiş olur. O Forumda ve Blogda ve Bölümde yazılan mesajlardan image&görsellerden, tamamen yazan forum ve Blog üyesi (Grafik Editörü) sorumludur. Şahısların(o bölümün sahibi olan "Grafik Editörü" nün) yazdıkları yazılardan ve image&görsellerden dolayı forumumuz ve Blogumuz hiçbir sorumluluk kabul etmez.
25- Forumumuz da ki ve Bloglarımız da ki Yayınlanan Kitap Yazı ve Makaleler de ki Klavye Hataları ve Harf ve cümle Hatlarından doğacak sorunlardan, Forumumlarımız veya Bloglarımız veya yazan editör sorumlu tutulamaz yasalar karşısında. Herhangi bir sorun da, hataya yol açan o cümlenin, kelimenin veya harfin, kullanınlan dilin orjınalindeki cümle, kelime veya harf asıl olrak ele alınır yasalar karşısında...
26- Forumumuz da ki ve Bloglarımız da ki Yayınlanan Kitap Yazı ve Makaleler de ki Yapılmış olan düzeltlemelerin ilk asli olan WBB 3.0.9 Scriptindeki eski Forum sicriptimizdeki Gizlenen ve degiştirilen bölüm ve kelime ve cümlenin
scripteki adminlerce yayınlamasına müsade edilen hali gibi olan örneği asıl olrak ele alınır yasalar karşısında, çünkü ilk nüsha html halindedir o yazının, kitap haline sonradan çevrilmiştir veya yeni script ~2018 senesidne MYYB scriptine döndürüldü ve WORDPRES scriptinde de yayımlanan halinde ilk ayarlar tam olarak mevcut değildir, o yüzden ilk nüsha olan ve script olan WBB 3.0.9 Scriptindeki eski Forum sicriptimizdeki Gizlenen ve degiştirilen bölüm ve kelime ve cümlenin scripteki adminlerce yayınlamasına müsade edilen hali gibi olan örneği asıl olrak ele alınır yasalar karşısında...
Müzik, Film ,Dizi ,Program Paylaşımı Hakkındaki Kurallarımız:
Sitemizde Bulunan Videolar Youtube,Facebook,Dailymotion, vb. video paylaşım sitlerinden alınmaktadır,Telif hakları sorumlululuğu bu sitelere aittir. Telif hakki içeren hiçbir video sunucularımızda bulunmamakta ve barındırılmamaktadır.
Forumumuz Yeni Yayın Hayatına “MYBB Forum Scripti” ile Forum(Board) sayafası olaraktan, 24.12.2023 de başlamış bulunuyor)
Forumumuz da 31.07.2021 tarihinden önceden eklenmiş bulunan Üyelere ve Misafirlere Download etmek için (indirmek için) , Telif Hakkı içeren Müzik, Film ,Grafik(§23042021), image(§23042021),Dizi ,Program Ve APPZ Paylaşımları Yasaklanmış ve Kaldırılmıştır.
SiYASi iÇERiK(§010520210548)
(Türkiye Devletinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili olanlar hariç ve bir de Devletlere milletlere,spor kluplerine,dillere,…vesaire ait, Bayrak Grafik ve imageleri hariç) Forumumuzda Blogrımızda Bulunan Siyasi propaganda amaçlı içerik taşıyan, bulabildiğimiz bütün yorum ve konular silinip kaldırılmıştır.
Dikkat: [Forumlarımızda ve Blogrımızda “Türkiye, Almanya, Amerika,ingiltere,Galatasaray,Fenerbahçe,Mustafa Kemal Atatürk,…” Bayrak Görselleri, Bayrak image ve Bayrak grafikleri eklemek ve paylaşmak serbesttir.]
NFT (DiJiTAL MAL VARLIIĞI) KURALLARIMIZ(§290420211020)
Forumlarımızda ve Bloglarımızda Bulanan Resim Fotoğraf ve Grafiklerin YAZILARIN % 75 inin Tasarımı ve Orjınal Sürümü Ve Lisansı Bize (Raşit Tunca’ya Aittir) diğer Resim ve Grafikler ve YAZILAR internet ortamından lisans belirtisi bulunmayan sayfalardan ve google aramalarından aldığımız bulduğumuz bazı grafikler ve resimler kullanılarak oluşturulmuş konu başlık resimi veya grafiklerdir, ve resimlerdir,fotoğraflardır YAZILARDIR. internetteki her hangi bir image yi kırparak kullanmak, yasalarca yasak değildir, yine bir video&Filmin ve yine belli bir müziğin de bir parçasını kullanmak, yine yasalarca müsade edilmiştir. Kullandığımız yabancı grafikler&Video&Müzikler kırpmadır ve orjınalinin kopyesi değildir (§17072021) Sayfamızda Bulunan Herbir Yazının makalenin ve grafik ve resim ve fotoğrafların ve Bize ait video nun ve ses kaydının (NTF – EFT veya ETF Herneyse yani Dijtal mal varlığı) hakkı birinci ve asıl sahibi olarak bize ve Forumlarımıza ve Bloglarımıza aittir, ziyaret eden kimselerin bunları alıp kendi dijital mal varlığı gibi satması,..vesaire. veya alan kimslerinde bunların lisansına sahip olduklar iddiasi, yalan ve aldatmacadır. Sayafımızı ziyaret eden ve grafik ve yazı ve makalelerimizden, vaazlarımızdan, risalelerimizden, Şiirlerimizden, bilgilerimizden, Kitaplarımızdan, Forumlarımızdan Bloglarımızdan faydalanan (indiren, okuyan…linkini paylaşan) kimseler bunları sahte amaçlar uğruna, satma ve sahiplenme hakkına sahip değillerdir. Bunu yapan kimseler yasalar karşısında suçludurlar, buna müsademiz yoktur, öyle sahtekar kimselerin Grafik,…vesaire, lisansını sattık kandırmacasına itibar etmeyiniz. Müsademiz olmadan indiren de, alan da, satan da, veya linkini alan da, satan da, linkini paylaşan da, Yasalar karşısında, Bize ait djjıtal mal varlığımızı, müsademiz dışında, sahtekarlıkla alıp satmakdan paylaşmaktan suçludurlar, ve gerektiği durumlarda, gerekli mercilere başvurularak ta suçlanırsınız.
Sayfamıza girenler bunları okuyup kurallarımızı kabul etmek zorundadır. Bunları dikkate almayanlar, okumayanlar, yasalar karşısında, okumuş ve kabul etmiş olarak sorumlu tutulacakdır.
imza: Forum ve Blog Yöneticisi Raşit Tunca – Schrems,16.05.2021
“SAYFALARIMIZDA BULUNAN ZiYARETCi VEYA ÜYE VEYA MOD ABON EDITOR VEYA GRAFiKERLERiN ZORUNLU OLARAK KABUL ETMESi GEREKENLER”
SiZE AiT HiÇBiR DiJiTAL MAL VARLIĞININ, ASLINI (“Forum veya Bloglarımızda ve upload sayfalarımızda bulunan aslına ait kopyesi”), KOPYESiNi VEYA LiNKiNi iNDiRiP ALIP SATIP VEYA PAYLAŞIP TA SAHiPLENMEYECEĞiME SÖZ VERiRiM.
BEN “ZiYARETCi VEYA ÜYE VEYA MOD VEYA ABONE VEYA EDITOR VEYA GRAFiKER…” OLARAK BUNLARI OKUDUM VE KURALLARINIZI KABUL EDiYORUM.
iMPRESSUM
UYAR KALDIR
Sitemiz “uyar ve kaldır” prensibini benimsemiştir. Bu Blogda, Görebildigmiz Kadari ile Yasalara aykırı hiçbir içerik yokdur. Eğer Blogumuzda yasalara aykırı, veya telif hakkı içeren, herhangi bir resim, herhangi bir bilgi veya herhangi bir nesneye rastlayan, Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, yasal mercillere başvurmadan önce, lütfen “karoglan446@gmail.com” adresine bildirsin , Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içeriklerin kaldırma işlemi için gerekenler, kısa sürede yapılcakdır.
YÖNETiM&ADMiNiSTRATOREN
Raşit Tunca
|
|
|
| Raşidi Tarikatında Sabah Namazı Adabı |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:35 AM - Forum: Raşidi Tarikatı
- No Replies
|
 |
Raşidi Tarikatında Sabah Namazı Adabı
Sabah Namazını Yasin Suresi ile Kılmaya gayret et
Yasin Suresinin Türkçe Okunuşu Budur
YASiN SURESi
(Sadece birinci sayfası, Yahutta tamamı okunur)
3 Tür Okuma usulümüz vardır
Dikkat: Müntesiblerimiz sadece Sabah Namazını Farzında Okurlar Bunu Böyle
Birinci ve basit Usül:
Bu usülde okumak icin yasin suresinin birinci sayfasını ezbere bilmek yeterli
Birinci Rekatta Yasin suresinin Birinci sayfası okunur. ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur
ikinci Usülümüz (Orta Zorlukta Olan):
Bu usülde okumak icin yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar Tatildir fakat, sadece yasin suresine pazar tatil yapılıp, dinlendirilir, fakat Pazar Sabah namazındaysa birinci rekata iza cae yani Nasr suresi okunur, ikinci rekatta Nas suresinden altta olan bir zammı sure okunur.
üçüncü Usülümüz ( Zor Olan):
Bu usülde okumak icin de yasin suresinin tamamını ezbere bilmek gerekir
Burada ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanamlıdır ki, yanılmayasın.
Pazartesi sabah namazından başlanaraktan Yasin Suresinin birinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Salı Sabahaz Namazında ise Yasin Suresinin ikinci sayfası birinci rekatta okunur, ikinci rekatta iza cae yani Nasr suresi okunur.
Diğer günlerdede sırası ile diğer sayfalar okunur ve Cumartesi Sabah Namazında Yasin suresi bitirilir. Pazar sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir. Fakat ikinci hafta Yasin suresi Cuma Sabah Namazında bitirilir. Bu Sefer Cumartesi sabah namazında Yasin Suresinin birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir, yani her 6 günde yasin suresi biter 7. gün yeniden birinci sayfasından tekrar başlanaraktan devam edilir,….. ya hafıza çok kuvvetli olmalı, yahutta senelik bir takvim ajandası kullanılmalıdır ki, yanılmayasın, ve en azından yasinin başladığı ve bittiğı günleri not etmelsin ki, yanılmayasın. Daha da zorlananlar ise her hafta önceden o hafta hangi günlerde hangi sayfayı okuyacağını yazmalı ve takvime bakaraktan, o gün o sayfayı okumalıdır.
YASiN SURESi BUDUR
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yasin
Vel kur’anil hakiym
İnneke le minel murseliyn
Ala sıratım müstekıym
Tenziylel aziyzir rahıym
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun
Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun
İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun
Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun
Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun
İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım
İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn
Birinci Sayfa buraya kadar
Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun
İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun
Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun
Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun
Ve ma aleyna illel belağul mübın
Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym
Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun
Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn
İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun
Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun
E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun
İnnı izel le fı dalalim mübın
İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun
Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya’lemun
Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn
Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn
İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun
Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun
Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun
Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun
Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun
Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun
Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun
Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun
Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun
Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym
Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym
Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun
Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun
Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun
Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun
İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn
Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun
Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn
Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın
Ve yekulune mete hazel va’dü in küntüm sadikıyn
Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun
Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun
Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun
Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun
İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun
Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun
İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun
Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun
Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun
Selamün kavlem mir rabbir rahıym
Vemtazül yevme eyyühel mücrimun
Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn
Ve enı’büduni* haza sıratum müstekıym
Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta’kılun
Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun
Islevhel yevme bima küntüm tekfürun
El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun
Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun
Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun
Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya’kılun
Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn
Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın
E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun
Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun
Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun
Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun
La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun
Fela yahzünke kalühüm* inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun
Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın
Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım
Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım
Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun
Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım
İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun
Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun.
Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
Sofilerim/Sofiyelerim Ey Yaaar:
Sabah Namazınızı kılıpta, amin deyip, duanızı da yaptıktan sonra, ve Hüvallahülleziyi de okuduktan, ve fatihayı da okuyup, 13 estağfirullahı da çektikten hemen sonra,
Sabah namazından sonra Bu Duayı okuyunuz :
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يا حَـيُّ يا قَيّـومُ بِـرَحْمَـتِكِ أَسْتَـغـيث ، أَصْلِـحْ لي شَـأْنـي كُلَّـه ، وَلا تَكِلـني إِلى نَفْـسي طَـرْفَةَ عَـين
Bismillahirrahmanirrahim
* Yâ Hayyü yâ Kayyûm Birahmetike esteğisü. Fe’aslıhlî şe’nî Küllehû ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.*
Ey Hayy ve Kayyum olan Allahım ! Rahmetinle senden yardımını isterim. Benim bütün işlerimi, hal ve hareketlerimi düzelt. Beni bir göz kırpması kadar bile olsun nefsime bırakma .
(Hakim. Hakim’in sahih olduğunu söylemesine İmam Zehebi de katılır. Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib 1/273)
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحْنا وَبِكَ أَمْسَـينا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور اللّهُـمَّ بِكَ أَمْسَـينا، وَبِكَ أَصْـبَحْنا، وَبِكَ نَحْـيا، وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ المَصـير
Allahumme bike esbehana we bike emseyana we bike nehya we bike nemutu ve ileykel masiyr (veya nuşur)
“Allah’ım! Seninle sabahladık ve seninle akşamladık. Seninle yaşar ve seninle ölürüz. Ve dönüş sanadır.”
(Tirmizi; Bkz. Sahihu’t-Tirmizi: 3/142)
SABAH
أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـؤِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر
AKSAM
أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسَـلِ وَسـوءِ الْكِـبَر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنْ عَـذابٍ في النّـارِ وَعَـذابٍ في القَـبْر
“Akşamladık, mülk de Allah’ın olarak akşamladı. Hamd, Allah’adır. Allah’dan başka ilah yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’nadır. Ve O, her şeye gücü yetendir. Rabbim! Senden, bu gecede olan ve bu geceden sonraki hayrı ister; bu gecenin şerrinden ve bu geceden sonraki şerden de sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten ve ihtiyarlığın kötülüğünden sana sığınırım. Rabbim! Cehennemdeki ve kabirdeki azaptan sana sığınırım.”
(Müslim: 4/2088)
Sonrada
Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Onun devamı olan Gündüzün de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Sabahın ve Günün Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Onun devamı olan Gündüzün de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel yevmi ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel yevmi ve şerri ma beadehu.
Akşam Namazından sonra da Bu Duayı okuyunuz :
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Hayrını senden isterim dilerim. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Hayrını senden isterim dilerim.
Allahım Bu Akşamın ve Gecenin Başlangıcının Şerrinden Sana Sığınırım. Karanllığı Çıktığında, Onun devamı olan Gecenin de Şerrinden Sana Sığınırım.
ARAPÇASI:
Allahümme inni eselüke hayri ma fi hezel Leyli ve hayri ma beadehu. Ve euzubike şerri ma fi hezel Leyli ve şerri ma beadehu.
Ardından da Felak ve Nas Sureleri Okunur.
سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ
Felak Sûresi
Bismillâhirrahmanirrahim
E’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Nâs Sûresi
Bismillâhirrahmanirrahim
E’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.
|
|
|
| Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:34 AM - Forum: Raşidi Tarikatı
- No Replies
|
 |
Raşidi Tarikatında Sabah Namazının Vakti ve ikindi Namazının Vakti Ne Zamandır. “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ Zikrimizin Hikmeti
Zikirimiz Sabahleyin Zikri edildiğinde öyle bir ayar yapılır ki sabah namazı çıkmamış olması lazım ve zikrimiz in “La ilahe illallahu vahdehü la şerikeleh … “ öncesine kadar zikredilir, Ondan sonra vakit sabah namazı vakti ise sabah virdi virdediyorsak sabah namazı kılınır, Eğer İkindiden önce virdimizi zikrediyorsak ikindi namazı, orada kılınır, Namaz kılındıktan Sonra, öncesindeki zikirden başlanarak yani “ sübhanallahi velhamdülillahi” Zikri Ondan sonra da “vahdeke Lâ şerike leh zikri” zikredilir. Peygamberimiz Hazreti Ali efendimize buyurdular :
Ey Ali Sabah namazının iki rekatını kıldıktan sonra
“vahdeke Lâ şerike leh zikrini” Çekmen(zikretmen) Doğu ile batı arası esir olmuş müminlerle dolu olsa, Onları Azad etsen, bu zikri zikretmek ondan daha Efdaldir, Allah katında Ecri daha yüksektir.
O yüzden işte bu Bu müjdeye mazhar olmak için, bizim tarikimizin mensupları, sabah ve ikindi namazının kılınma vaktini, zikrimiz in o bölümüne rast getirmeye Çalışmalılardır. Eğer birkaç defa başarabilirseniz, Ondan sonra sizde ahlâk-ı Hasene olacaktır zaten, yani otomatik olaraktan icra etmeniz Allah'ın izniyle mümkün olacaktır.
Müntesiplerimizin yeni görevi ve adabı hayırlı ve mübarek olsun.
O iki zikir bunlardır
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.
İsm-i Âzam mertebeside olan “Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh…” Ne demek? anlamı, fazileti, sırları…
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.
Anlamı: Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.
Faziletleri
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, Tirmizî, Da’avât 133]
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz (100) sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.
Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.
(Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)
Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir
(Tirmizî, Daavât, 63)
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır.
"Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız"
[Nisâ sûresi (4), 31]
âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
(Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür."
[Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."
[Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."
“Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber” Zikrimizin Sebebi Hikmeti
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.
PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANLATIMI İLE İSRÂ VE MÎRAÇ HADİSESİ VE O HADiS
Kâinâtın Efendisi Sertâc-ı Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz bu hâdiseyi şöyle anlatırlar:
“−Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim... Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.
«−Gelen kim?» denildi.
«−Cibrîl!» dedi.
«−Berâberindeki kim?» denildi.
«−Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.
«−Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.
«−Evet!» dedi.
«−Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.
Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm.
«−Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi.
Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana:
«−Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.
Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı.
Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.
«−Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.
Ben onu geçince, ağladı. O’na:
«–Niye ağlıyorsun?» denildi.
«−Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden cennete girecek olanlar, benim ümmetimden cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.
Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.
Cebrâîl -aleyhisselâm-:
«−Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver!» dedi.
Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra:
«−Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.
Daha sonra bana:
«−Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir.» dedi.
Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.
Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:
«−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.”
Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.
«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.
Cebrâîl -aleyhisselâm-:
«–Şu iki bâtınî nehir, cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır!» dedi...”[2]
(Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)
Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl -aleyhisselâm-:
“–Ey Allâh’ın Rasûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Niçin ey Cibrîl?” diye sordu.
O da cevâben:
“–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi.
(Râzî, XXVIII, 251)
Raşit Tunca
Schrems, 09.09.2022
|
|
|
| Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:34 AM - Forum: Raşidi Tarikatı
- No Replies
|
 |
Raşidi Tarikatında Zikir (Vird) Adabı
Zikrullah dört türlü yapılır.
1-Yalnız lisan ile yapılan zikir:
2- Yalnız kalp ile zikir:
3- Kalben ve lisanen zikir:
4 – Namaz gibi beden ile yapilan Zikir
5 – Hac gibi sadaka gibi mal ile yapilan Zikir
(Vird) Adabı
1. Vakit
Öncelikle yeni girenler Intisab Zikirini Günde Bir defaya mahsus olarak eger mümkünse sabah namazindan hemen sonra güneş doğmadan önce çekerler. Eğer o vakitte müsait değilsek ikindi namazinin hemen ardindan sonra zikiredilir. 1. adab zikiri bu vakitlerde zikiretmekdir . Eğer bu iki vakitte de müsait degil isek vaktimizin en müsait olduğu zamanda zikiredilir.
2. SAYI ADET
yeni intisab edenler sadece intisab zikirimizi 40 gün okuyuncaya kadar devam ederler, eger onlarda 40 gün icerisinde, bu zikirler rahat okunur hale gelip, ahlak halini alinca, cekmeden duramaz hale gelince, yani 40 günün sonunda, tarikat pirinden destur almaya gerek kalmadan, 1. SINIF zikirini çekmeye başlarlar. yine birinci sinif sofiler, bu zikir onlarda ahlak olunca kolayca okur hale gelince, yine tam 40 gün okuyunca, hani burda 40 günden kasit, ard arda 40 gün olmasi şart degildir. aynen nasil bir şirkette işe girince takavite ayrilmak icin, en az 5000 iş günü sigortali calişmiş olmak gerektigi gibidir, yani adam 5000 iş gününü, ya ard arda her gün calişip, bu toplam 15 seneye tevafuk eder, ve ya adam senenin iki ayi boş geciyordur, sezon işcisidir, sezon kapaninca boşda kaliyordur, öyle olunca, bu adamin her sene iki ay acigi var, o yüzden 5000 iş gününü 15 senede tamam edemez, ve o aciklari da, ne zaman calişip doldururda toplam 5000 iş gününü doldurursa, o zaman takavite hak kazanir, amma şimdi birde yaş yasasi cikardilar, o yeni durumlar. hani burda bunu misal olarak verdik, yani işde sizde bu 40 günün 30 gününü ard arda cekmiş olursaniz, bir hafta mesala cekemdiniz, yahut iki gün cekemediniz, hasta falan filan oldunuz, o zaman işde, o cekdiginiz gün sayisi not edilir, yani takvim tutulur, ve iyi oldukdan sonra, yine cekilmye devam edilir, ve ne zaman tam 40 gün oldu o zaman intisab zikiri cekiyorsa 1.SINIFA gecer Yahut 1.SINIF zikiri cekiyorsa, 2. sinifa gecer, 2 yse 3e gecer. ve ilk 3 sinifin zikirlerini yazdik sayfamizda, ondan sonrakiler yakinda eklencek yine, ve ondan sonrakilerde belli zikirler sadece sayi olarak degişcekdir, ve amma ana kadran koruncakdir. yine birinci sinif zikiri cekerken, vaktim var mesala, bir cekilcekleri, iki ceken, 2 cekilcekleri üc ceken olmaz, birinci sinif sadece bir cekecek, ikinci sinif iki yazan yerleri iki, 10 yazani on cekecek, sayiya dikkat edilcek, yoksa ikinci gün cekemezsiniz. ve yine 10. sinif sofiler zikiri aynen zikir evradi pro 8 de yazdigi gibi ceklerler, adetler ordakigibi. 10. SINIF ceklenerde o zikir ahlak olunca artik mevsim zikirine gecme vaktinin geldigini gösterir.
3. Mevsim Zikiri
10. SINIF sofi artik zikir onda ahlak olunca artik günde iki defa zikretmeye başlar, yani zikiri 1,5 saate, düşürenler artik salavat ve fatihada da okumaya başlar, ve sonra ise, ondan 40 gün dolunca, artik ahlak olunca, ilkbahar ve yazlari, eger vakit müsaitse sabah uzun, “Hizbül Kebir”, tam zikiri okur, ikindiden sonra “Hizbül Kasr” okunur ve yine sonbhar ve kışları ise bu sefer sabah “hizbül kasr” akşamlari “hizbül kebir” okunur ve yine salavat ve fatihalarda okunur fatihalar sadece günde 1 defa okunur.
3. HER SINIFIN SÜRESi
Normalde her sinif zikiri 40 günde katedilir, 40 günde ahlak halini almamiş ise, biraz daha gayret edilir, amma zorlanmaz, ve o zikir onda ahlak olunca, kolay hale gelince, bir üst sinifa gecilir. üst sinifa gecmek icin tarikatin pirinden destur almaya gerek yokdur, üst sinifa gecilir, eger üst simnif zikirmni cekerken onda sendeleme olmuyorsa, devam edilir, üst sinifda sendeleme olursa, tekrar bir alt sinifa dönülür.
Zikir Nasıl Yapılır ?
Sessiz sakin olmalıdır. (Yüksek sesle değil, kendi duyacağın kadar sesle olmalı.)
Mutlaka abdestli olunmalı diye bir kuralimiz yok, eger abdestli olmak mümkünse abdestli olunur, abdest mümkün degilse, evde arabda iş yerinde bir adet ince iki el sigacak büyüklükdeki fayans bu işi görür, toprak cinsi taş cinsi cam cinsi herşeye teymmüm edilerekde zikiredilebilir, yine abdest ve teyemmüme fırsatımız olmadıysa, mesal trende otobüsde gidiyorsak, abdestsiz olarakda zikiredilebilir, carşida, pazarda, otobüsde, bir yerden bir yere, işimize aşimiza giderken dahi, vakti degerlendirip, zikirimizi eda edebiliriz, yine zikir artik ezber olunca, televizyon seyrederkende zikir edilbeilir, bir yandan televizyon, ve bir yandan da zikir de müsaitdir, arabanin licht maschinesinin elektrik ürertmesi gibi, arabanin hareket etmesi, zaten onun elektrik üretmesini sagliyor, ve öyle olunca hereket ettikce üretir, bir yandanda aküyü doldurur degilmi, öyle olunca onun saga sola gitmesi, durmasi kalkmasi, elektrik üretmesine engel degildir. sadece stop edince durunca yani motoru susturunca üretmez degilmi, yani sen susunca zikrinin enrjisi üretilmez, yoksa televizyon seyrederkende, dilin bir yandan zikredebilir, yani tevizyonu seyretmek dilinin zikiretmesine engelmi yani, degil, o zaman nedir yani.
Zikirmizin kazasi yokdur
DiKKKAT Zikirimizin kazasi yokdur yani bir gün zikir edemedin diye, ikinci gün müsait olunca, o gün dünkünüde ceken olmaz, ikinci gün, sadece o günkü cekilir, yani öncekini kaza edip iade etmek yokdur.
EXTRA zikirler
o hal ve durum vuku bulunca cekilir.
GAFLETLE YAPILAN VE RUTiN OLMUŞ ZiKiR, ZiKiR DEĞiLDiR
Gafletle kılınan namaz, namaz değil, zikirde zikir değildir, yani zikir ve namaz uyaniklik halidir. ve zikir Allahi anma ve hatirlamadir, cuma namazi o haftaki olaylari müzakeredir. nitekim namazda her ne kadar aklimiza, o gün yapip ettiklerimiz, ve edeceklerimiz, o beş dakikanin icine, hücum etsede, işde o beş dakika, sanki günü müzakere etme, ve yine allahi hatira getirme vaktidir. Gününü müzakeresinde ben bunu yapinca ne oldu, Allah ne murad etdi gibi tefekkür lazim, yine zikirler manasizca, şuursuzca cekilince tesir göstermez. yani onun sendeki oluşturacagi ulvi tefekkür, ve olacak olan marifet açığa çıkmaz, ne zaman uyanik olrak zikirettin, şuurunda hergün acilma olup, Allahin ilim deryasina dalmya başlayacaksindir. bir gün olmasa, bir ay sonra sende de bu tefekkürler başlayip, meleklerden ilham almaya başlayacaksin amm aiyi ilahm ile kötü ilhami ayirt edecek kadar islam şeriatini bilmen lazim. hatta bazen uzaklardaki birilerini hatta ölülerden, dirilerden haber gelecek. Amma sen uyanik olrak zikredersen. Az önce dedik tv seyrederken de zikiredilir. yani biz imam hatipde trampet takiminda tembirdekciydik, hem bir yandan tembirdek çalcan, hemde notasina göre çalacan hemede ayaklarını grubla birlikte sağı solu denk atacan şaşirmayacan, ve yine geçit alanına gelince de selam vercen birde. yani iki üç iş yapmak zikirede engel degildir. yine araba kullanmak gibi, ayaklar ayri iş, eller ayri iş, gözelr ayri iş , ve yine akıl ilede, her an uyanık olmayı gerektirir, bir an uyudun, kaza yapar geberirsin, o yüzden zikir ve namzda Allahı andığını bilmekdir. Allahı unutupda gafil gafil zikredip birde bundan meded beklemek kadar ahmaklık olamaz, yani zikirleri cekerken onun manalarinida ögrenmek, ve ne dedigini bilmek, şuurlu cekmekdir. sonra onlari şuurlu cekince, yine yani gafil degil, gecit alanina gelince selam vermek gibi, hani namazda şeytan günün meşgalelerini aklina getirir dalarsin, sonra birden bire, namazi hatirlarsin, cünkü o vesves veerip cikmişdir, sen o cikinca kendine gelince, ücmü kildim, ikimi unutuveririsin, cünkü daha önce namazda degildinki, tarlada takkada, işde aşda, karida kizda cocukdaydin, aklin başina gelipde, namazda oldugunu hatirlayinca, sapittin işde, öyle olunca namaz ve zikir uyanik olma halidir. amma insan ne kadar zorlarsa zorlasin, illa o vesves gelcekdir, gaflette olcakdir, amma işde uyanik olmaya gayret etmek demek, gecit alanina gelince selam verecegini unutup es gecmemek demekdir.yani uynaik olup bir nota atlamamak gerekir, tv seyrederkende zikirde neyi ne zaman kac kere cekdigini unutmamak lazimdir. işde yine usta olmuş bir şoför, rutin her gün gidip geldigi bir yolda, bir da uzunsa yol, ve trafikde karman corman degil, ve sakin ise, giderken birden gaflet basar, ve uykun gelirya, zikirde böyleldir, rutin olmuş ezber olmuş bir zikiri cekerken daha iki üc tesbih gecince, seni uyku basar. ve şeytan, seni zikirden alakoymak ister , ne yapacan o zaman, oturuyorsan, ayaga kalk, ve odada yürüyürek cek, veyahut elini duvara biryere meshet, ve başina kaplama mesh yap, yahut sonra elinin tersi ile ensene dokunki gözlerin acilsin, yahut ensen soguk su cal, yahut direk aydinlik ve işiga bak, ve uykun acilsin sonra zikret. veya yürüyerek zikredersen, yine sana uyku veremez , oda da gezinerek zikret.
Zikirde Tökezleme veya Durma olursa
Biz bazen zikirde tembellik edebiliriz uhrevi ve bazi manevi sebebler bize engel olur cünkü sürüde topal koyunlar vardir sürünü bazen onlari beklemesi lazim gelir yoksa sürü vediri giderse o topal kör koyunlar arkada kalir ve kurtlar yem olur ve helak olur, öyle olunca ben cekmiyon diye sende cekmecen diye birsey yok
mesela ben istanbuldan ankaraya ucakla giden birisiyim ucak bazen rotar yaparsa sen ise istanbuldan ankaraya mesala trenle gidiyor olabilirsin ucak rotar
yapinca trende rotar yapmaz azizim yine trende rotar yapdiysa mesala otbüsle gidenler zikiri cekicek kardeşim yani otobüs rotar yapmaz yahut taksi yahutta ankara balgatan kizılaya yürğyen gibi ankaradan ankaraya giden zikir ceken en basit zikiri cekenlerde var onlarda bu kadar basit zikirı cekemezse balgattan ankaraya yürüyemezse ben daha ne diyen. bu kadar ahmakliga kardeşim. ben bekliyorsam veya bekletiliyorsam bilki sürüde tökezliyin veya tökezleten birilri var demek olur, yani onlari beklemek icabet ediyor hani muhammed sürüsü gidiyordu hz ayşenin çişi yada haceti geldi, sürü durmadi, ve yürüdü sonra ayşe geride kaldi cişini hacetini yapti devam etdi, bu sefer de iftira etdiler ve dediler ayşe zina etdi, işde orda sürü duruverseydi bu olmazdi azizim, muhamed başinda dururdu cişini yaptirirdi ve yola devem edirdi ve bu iftira da omazdi, ama işde orda sürüyü durdurmadigi icin başina bela buldu, ve bize dur geldiyse, biz o sürünün başi oldugumuz icin, amma sürünün reisi muhamed diyebilirdiki ben ayşeyle kalan siz gidekoyun ben size yetişirin deseydi, onlarda yavaş yavaş giderlerdi sonra o onlara yetişirdi olmazsa az ilerde onlarda dururdu beklerlerdi zaten
mesele budur vesselam.
SAYIYA RiAYET HUSUSUNDA
Anlatilirki muhammed namazda rukudan kalkinca semiallahu limen hamideh der , ordan bedevinin biri coşar başlar dua etmeye rabbene ……. ve uzunca dua eder namazin sonunda selam verince, kimdi o der muhammed, ve o na kizmadi ve tasdik etti derler,
peki öylemidir bu hadis?
Namazda adab ve erkan diye birşey vardir, rükunlari ardi ardina yapmak diye bir kural vardir, yani seri birşekilde sekteye ugratmadan yapmak lazimdir. ve öyle olunca sen eger rukudan sonra secdeye gitmeyipde iki saat dua edersen ne olur, git birde yemek ye su icde gel o zaman, oldumu bu bazi mezhebler bunu esas almiş, nasil mezheb imamiymişki bu adam, böyle bir hüküme karar vermiş ve bu adama uyan ve onun duasina iştirark eden herkesin namazi bozuldu, namazdan cikmiş oldualar, cünkü muhammed rukunun ardina secde etmek zorunda, ve semiallah dedi ve rukuya gitdi, bu adam haala ayakda, haaala ayakda dua ediyon diye secdeye varmadi, ne oldu ,namazdan düşmüş oldu. ve öyle olunca bu adamin ardina takilan adamlarinda namazi bozuldu, ve muhammed bazi meseleleri aciklarken “ben nasil yapiyorsam, bana bakin, ve ben gibi yapin.” dedi mesala adam kek yapmasini bulmuş, ve sen önce, kek yapmasini ögreneceksen, ayni onun koydugu kadar un, onun koydugu kadar şeker, yumurta koycan, önce bir usulu ögrencen, eger daha usulu ögrenmeden kalkip icine birazda fistik katan, bimem cilek katan olmaz, yani hukukda okurken, mezun olmadan kendini avukat hakim sanip, davaya bakmak hakkin yok. büro acmak gibi bir yetkin yok, barolar birligiude bir bilrik var avukatlar birligi, o sana müsade edince ve bir baroya baglaninca büro acabilirsin, yok öyle hemn büro acmak, hani sahte dişciler vardir, adam dişcinin yaninda cirakdir, onu ver bunu ver derken, doktora baka baka yetenekli olunca ögrenir, ve köylere dişcilige gitmeye başlar, halbuku diş hekimi degil, denizli calda cokdur böyleleri, yani elinden bir kaza ciksa, sorumlu kendinsin, cünkü adam mütehassis degil, öyle olunca biz zikirimizde ve yaptiklarimizda nasil yapiyorsak, bize bakip, öyle yapin, kafanizdan uydurmayin, biz duayi bina ettik, önce bir ögrettigimizi cek ve sende ahlak olsun, ondan sonra tarikimizden mezun olunca, sende icine cilek kat üzüm kat kendi formülünü yap, amma kek tarifi bize ait tarif ise , aslini bozma, yoksa kekden başka bir şeyde sen icad et, bizim kekimizide bozma bari degilmi. yani bu yüzden bir tane M.A. diye bir hoca var adam, diyor şunlarida okursan iyi olur diyor, ve hatta belkide kendisi okurken onlarida okuyor, ve onun ardindan giden, onun inandirdiklarinin hepsi, o rukudan sonra, uzun uzun dua eden amca gibi, namazdan cikmiş oldu. yani tarikattan düşmüş oldu, ve namazdan cikmiş oldu, ve bütün sürüyüde tökezletti, o muydu bu muydu demeye başladi herkes, ey M.A hoca biz nasil tarif ettiysek, öyle yapicaksin, kendin bişey katmaycan, ve ilk motoru ford bulunca, adam daha ikinci sene birde 4 motorlu ucak icad etmedi, seneler sonra ucak icad oldu, yani öyle pire gibi boyundan fazla ziplama amca, dur otur oturdugun yerde, amma pireyede ziplama dersen olmazki, insanlik adim adim ilerledi, bir insan bir adim boyu ilerler, koşsa bile adim adim ilerler, yok öyle pire gibi kendi boyunun yüz kati ziplamak, işde bazi pire cibilliyatlilar girince, böyle hemen ziplayivermek ister, ve böyleri bazen okulda iki sinif sinif gecerler, ona bakan herkesde yanilir, onun zipladigi kadar karincayi nasil ziplatcaz, yahut bit var, bit pirenin ziplayamayanidir. hani bayram namazinda, bilmeyen, bilen birinin yanina dururki, ne zaman tekbir alcak, bakanda bende yanilmayan diye, amma eger o bakdigi adam zaten ahmaksa bilmiyorsa, bütün sürü onun yanindakilerde yanilir, yanliş adim atar. yine trampet takiminda bir adam veya bir sira yanliş adim attimiydi, onun ardindakilerde yanliş atmaya başlar, bütün sürünün düzeni bozulur, M.A. amca kizmadim amma, bu birdir ikidir olmadi, artik yeter, herkesi tökezletiyon, sana nasil tarif ettiysek, öyle oku, bundan sonra ne bir eksik, nede bir fazla tamammi, mezuin oldukdan sonra, kendi dükkanini acar tarikatmi cizcen, sonra cizersin yahut bizi birak, yada kendi tarikini kur kendi zikirini bul onu oku azizim.
BESMELE DUASI ve BiTiRiŞ DUASI
Dedigimiz gibi virdimizi tarikimizin mensubu olan kimseler, Normal hali ile, hiçbir başka iş ile iştigal etmeden, sadece zikiri çekebilecekleri gibi, otobüsde işe çarşiya giderken yine televizyon seyrederken veya ,…. gibi başka işler ile meşgul ikende bir yandan virdimizi çekebiliriz, ancak virdimize başlarken virdimizin besmelesi ve giriş duasi olan
“Esteuzubillah. Inne ibadillahissalihiyne ve evliyaullahu, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!
Ya Eyyühed deccal ve havaasike!
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazeşşehri, min hazel medinati, feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.”( ilk başlarken 3 defa)
amma sonra herhangi bir sebeble, dünya kelami araya girerse, yani zikiri bölersek, ve herhangi bir sebebden konuşursak, o zaman virde, yani zikire tekrar dönmek istedigimizde yine bu giriş duamiz, bu sefer bir defa olmak kaydiyla, tekrar okunur, ondan sonra zikire devam edilir, yoksa araya dünya kelamı girerse, mesala rabbimizden eselüke duasi okuyorduk, tam o sirada otobüsde giderken adamin biri bizi kizdirdi, ve o adama” Allah belani versin e.. herif “dedin mesala, amma sen zikirdeydin ve zikirde Allahdan istek yapilan duayi okuyordun, ve orada zikirin ardina bu kelilerde girince, bu sefer Allahdan birde o adam icin bela istegi yapmiş oldun, yani Allah muhafaza ya o adam cok kötü bir duruma düşerse, o duanin etkisiyle, sen mes ul olursun, yani hani evliya celebi rüyasinda peygamberimizi görür, ve onu görünce, rivayet olurki “şefaat Ya Rasulallah” diyeckken, dili dolaşir ve derki ” seyahat Ya Rasulallah” der, ve ondan sonra gezmedik yer birakmaz, ve “seyhatnameyi” yazar derler, yani işde yanliş yerde yapilcak yanliş bir kelam, ya senin cok kötü bir hale dücar olmana, yada başkasinin öyle bir hale dücar olmasina sebeb olabilirsin. yada mesala diyoruzki duanin bir yerinde vedfea duasinda “şeytani ve hizbini askerini benden uzak et” diye dua ediyoruz, amma tam o sirada yanimizdaki biri tiksirdi, ve elhamdülillah dedi, senin üzerine ona yerhamukellah demek vacip oldu, ve sende zikiri birakip o sirada “yerhumukellah” dedin ve sonra zikire devam ettin, ne oldu şimdi, şeytana rahmet dilemiş olursun, yani öyle olunca zikiri herhangi bir sebebden zikiri ve virdi birakan kimse, zikire geri dönececeği zaman, önce giriş duamızı okuyacak, ondan sonra zikiri devam edecek.
Yine duamızın bitiriş duasi vardir, aynen kuran okurkan okunan, yani kuranı okumayı bitirnce okunan “sadakallahul aziym” diye bitiriş duası olan kelimeyi kullanmamız gibi
bizim bitiriş duamiz ise
1- „Rabbi inneke semîud duâi.“
2- „Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym.“
3- “Adede ma vesiahu ilmullah”
dir yani ya zikirmizi tamamen bitirince, yada herhangi bir sebebden zikiri bırakan, ve o an artık devam edemeyecek olan, sonra sabahsa, kalan kısmı artık ancak akşam devam edebilcek ise, ve bu arada yapılanlar var, edilenler var, söylenenler var, ve sen akşam zikiri bitirnce, bu üc son bitiriş dausını yapınca, o zikir arasında olan bütün fiileride artık, Allahdan dua niyetine istemiş olursun, ve birde kabul etmesini istemiş, birde bunları çoookca kere katla demiş olursun, yani öyle olunca, ya o arada yalan bir söz söyeldinse ne olacak o zaman, ya günah işlemişsen ne olcak o zaman, öyle olunca herhangi bir sebebden zikirden ayrılacak olan kimse, hemen bu bitiriş duasını, üc duayı birer defa okur, ve öyle zikirden ayrılır yani ama küçük “evet, hayir, sağdan git ,soldan gel” gibi küçük bazli söz ve ayrılmalarda gerekmez, bu bitiriş duasını okumak.
DUANIN VE ZiKiRiN VAKTi
bir sohbet Meclisi’nde dinledim diyor ki : namaz kılacağım zaman namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta olduğun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.
Tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim’de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki “rabbe sığınırım” de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var. Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, düm düm dediği zaman, Ha o su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız. mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere baba de, bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden mi oluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi, Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var, bi olay ve problem tek kelime yada tek cümleyle de anlatılacak bir şey değil. Ama mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim’de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz. o gibi yani Allahu Teala orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim’de falancı peygamber : “falan falan” dedi de istedi, filanci peygamberde : “filan filan dedi de istedi” diye bize Kuranı Kerim’de yer vermiş öğretiyor, bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya’ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya’daki bakkal da senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google’da tercüme ettir, Fransa’ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir mahsur yoktur.
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah’tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun? diye sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.
Bir kez Allah dese aşk ile lisan
Dökülür cümle günah misl-ü hazan
Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ)
Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor.
“Elin işte, gözün oynaşta”
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi dua eden değildir o dua etmenin vakti.
Bunu da şu misal ile anlatayım:
DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,
Hanım da dedi :
Evde tuz kalmadı dedi, Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba?
Halbuki nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı dua etmek, biraz gec degilmi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya ,
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet tayyibât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.
Meali :
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi.”Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim.”
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın.
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir.İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler.
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü, onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir.
Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi – 90-93 . Ayet
O zaman, Allah a da, yağmursuz kaldı mı dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.
“Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz.”
(Atasözü)
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah’a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!
Mesela : ben Ankara’ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara’ya gideceğim de, ben Ankara’ya gideceğim diyorsun. bunu demek ile Ankara’ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara’ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye sebeblere yapışmadın da şimdi Allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, “dua ettik ama, yağmur yağmadı ya” Masalları .
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş.
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler.”
( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır.”
( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”
( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)
Yani Öyle olunca Dua Etmek de, fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim’den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam’ın o zamanın Firavun’un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun’un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf’u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye ve masal mı zannettin sen bunu Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah’tan mucize bekle!!!
Yusuf öyle mi yapmış? o zaman gelsin dua ederizmi demiş? o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.
Meali :
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler.
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi.
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler.
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.
Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarin emmareleri, 7 sene öncesinden görülebilmekte.
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz. Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecegiz bizler, camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı, o zaman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya? Ben medinedeyken sünnet olan kırk vakitiı camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamadım, böyle yaprasak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.
Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak geleceketeki hayatin güzel olur, bu belalara maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.
Zikir imizi ve evradı mızı Hızlı okumanın sebebi ve hikmeti şunlardır
Düşünün Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicret ederken düşmanlarının ensesine kadar gelmesini, yine Hazreti Musa Aleyhisselam'ın firavundan Kaçarken denize dayandığı vakit, firavun ve ordusunun arkasından onları öldürmek için olanca gayretleriyle peşlerini bırakmamaları, şeytan aleyhillane Adem Atamızdan bu yana, İnsanoğlu yaratılmadan yaratıldı, ve insan yaratıldı yaratılalı dan bu yana insanoğluna düşman olup, bu kininden nefretinden vazgeçmeyip, her an insanoğlunun ensesinde onu yanıltmak ve onu helak etmek için peşinde ve ensesinde. şu anda Deccal aleyhillane, kendisine şeytanı rehber ediğindiği için, şeytan kendine iyi bir komutan bulmuş vaziyette Eskiden kendi çocuklarıyla birlikte savaşırken, şimdi insanlardan olan, bir de kendine iyi bir komutan buldu, ve Deccal'in askerleri ve Şeytanın Askerleri hep birlikte müminleri helak etmek için uğraşmak da. Düşünün Aynen Musa'nın kaçtığı gibi Muhammed'in Mekke'den Medine'ye kaçtığı, gibi zikrimiz de de, işte gayretiniz öyle olmalı ki, şeytan ve deccal, Siz okurken herhangi bir yerini unutturup onu yanlış okutmak için, size yetişip bir yerlerini çalmasın. O yüzden olanca gayretiniz ile sınıflara gayret edin, 11. sınıfa geldiğinizde zikrin tamamını ezberlemiş olmanız lazım. yine sabah namazlarınıda bizim Yasin okuma yöntemi ile kılmaya gayret ediniz, bu yönteme dikkat edin, Ve bu üç yöntemden birisini seçip,Yasin ile sabah namazı kılmaya gayret edin. Ve zikrimizi de herhangi bir yanlış okuma olmadan, düzgün telaffuzla, en hızlı okuyabileceğiniz şekilde, okumaya gayret edin ki, heran ardımızda ensemizde olan şeytan, bizi yanıltmak için, ve ayağımıza çelme takmak, için fikrimizi zikrimizi çalmak, ve zikrederken bizim dediklerimizi söyletmemek, Rabbimize o dileklerimizi iletemememiz için olanca gayretiyle çaba sarf etmekte, Deccal da ona yardım edip, frekans silahlarıyla, bugünkü değişik silahlarıyla, fiziksel elektriksel, her türlü ona destek ve yardım etmekte. O yüzden Ey Sofi Sofi Sofiye ve Müridimiz, gücünün yettiği kadar Zikiri hızlı okumaya gayret et, ama zikir okumadan, bu sınıflar süresinde de, zikirlerin ne manaya geldiğini, zikirde ne dediğini de öğren, tercümelerine bak, Bunların hepsi ya ayet, veya hadis, ya da salavat, bunları internette aradığın zaman, yahut bir Hoca'ya sorduğun zaman tercümlerini bulabilirsin, inşallah yakında Biz video yapacağız bunların açıklamasınıda anlatacağız, o güne kadar gayret edin, o güne kadar google de de aradığın zaman, her zikrin veya ayetin veya hadisin manasının ne olduğunu bulabilir, onların manasını, internetten, ya da bir Kur'an mealinden, hadis kitabından öğrenebilirsin, ne dediğini ne zikrettiğini bil, fakat dediğim gibi işte, 11 sınavı geçtikten sonra, benim Zikri okuduğum gibi okui zikrret. ve zikiride olanca gayretinle hızlı okumaya çalış, fakat telaffuzları ve mahreçleri yanlış okuma, her Mahreç ayrı bir frekans, zaten şeytan frekans bu peltek se dyzafdakı dad harıufı gıbı farklkli frekans Yayınlarını Deccal ters çeviremez, onun için her harf ayrı bir frekans, O yüzden Her tını ayrı bir nota, ayrı bir sesleniş, ayrı bir yayılım gösteriyor, O yüzden harflerin mahreçleri de dikkat et ve hızlı okuyorum diye de, bir yerlerini de yutma, onu yutman demek, unutman zaten yanlış da,zikirde unutturup da o zaman aklına gelmemesi işte, şeytanın çalması demek, Eğer kur'an-ı Kerim gezen yürüyen Kur'an Muhammed ve yani, ademoğlunun bedeni, ve bir insan demek ise, Senin ondan unuttman yada unuturulman demek,ondan bir parçanın çalınması demek, insanoğlunun bozulması, kainatın bozulması demek, Senin orada yapacağın bir yanlış, işte yukarı ölçekde çok şeylerin değişmesine bozulmasına sebep olacaktır. O yüzden biz Allah'ın askerleri olaraktan, bunlara dikkat edeceğiz, ve insanoğlunun kıyamete kadar, ayakta sağlam, ve Kur'an'ın yeryüzünde sağlam ve ayakta durmasının görevlileri olacağız, O yüzden bize verilen, bizim elimizdeki daha doğrusu bende kalan, bana verilen, benim hafızamda olan bu ayetler, dualar ve hadisler, bu zikrin içinde, bunları saklamak, ben ve benim askerime düştü, diğer tarikatlar kendileri Onlar hangi araçları duaları var vwe zikrediyorlarsa, Onlara da o görev düşmüştür, bizim mensuplarımıza müntesiplerimize düşen, bizler bu ayetleri saklamak korumak, ve onları kıyamete kadar muhafaza etmek ile sorumluyuz, o yüzden iyi bil görevini ve iyi yap,... vesselam....
———-oooooooooooooooooo——–
şimdilik bu kadar, sonra yine devam ederiz adab ve kolayliklara. arada sirada buraya yine bak ki, yeni bilgiler eklenmişmi haberdar olabilesin
|
|
|
| Raşidi Tarikatında Sarık Adabı |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:32 AM - Forum: Raşidi Tarikatı
- No Replies
|
 |
![[Image: qTPVyyN.png]](https://iili.io/qTPVyyN.png)
Raşidi Tarikatında Sarık Dersleri
Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında
Raşidi Tarikatında Sarık var mıdır diye sorulduğunda bizim Tarikatımızda üç ana Sarık rengi vardır, yeşil turuncu ve beyaz fakat, yeşil Sarık sadece Peygamberimizin soyuna Şerifler kolundan bağlı olanlar ve bir de hem Şerif hem Seyid olaraktan bağlı olanların takabileceği Renktir yeşil Sarık. Onun dışında turuncu ve beyaz sarığı diğer Sofiler bu tarikata intisap etmiş olan kimselerde takabilir.Fakat sarık dersi almamış kimseler Sarık takmasınlar diye uyarmıştık. Seyid kolundan olanlar beyaz Sarık takarlar (Tüm Renkler Beyazdadır üçgen Prizma), Renkli Sarık takmazlar onlar gizlidir arada kim oldukları belli olmaması gerekir. Şerifler yeşil takarlar İki kola iki suyun birleştiği yerden Doğan kimseler de yeşil Sarık takarlar ama diğer sarikları da takarlar gizlerler kendilerini.
Sarık dersinde turuncu sarığımızın sebebi güneşi ve sıcaklığı ve geceyi temsil eder. beyaz Sarık ise aydınlık ve kışı temsil eder. şimdi bu nasıl olur denince İki zıt oluyor, turuncu Sarık geceyi ve Yaz mevsimini temsil ediyor beyaz Sarık ise kış mevsimini ve gündüzü temsil ediyor. peki böyle İki zıt nasıl bir arada bulunur Dediğiniz zaman kış Aslında siyah olması, siyahla beyazın bir araya gelmesi gerekirken, neden turuncu.
Her Sarık bir Peygamberin nuru ve bir makamıdır.
Sarı renk Mesela kırmızı ile birleştiği zaman turuncu ortaya çıkar, Sarı ve kırmızı iki yanlarda ortada turuncu vardır, mitras tapınağında bulunan (üç nokta) ortadaki Güneş, Yine sarı eğer mavi ile birleşirse bu sefer ortada yeşil Güneş Ortaya çıkar. Soyun İsmail tarafına ve İbrahim’den İsmail koluna bağlı olduğunu gösterir. turuncu ise kırmızı ile birleştiği için İbrahim koluna hem Muhammed koluna Bir üst musluktan bağlı olduğunu gösterir. İbrahim Aleyhisselam’ın rengi kırmızı, ve Mavi ise, İsa Aleyhisselam’ın kolunun rengi, yani İshak kolu. Yeşil ise mavi ile sarının arasından çıkan grub. geçişken elektron, erkek olan, aradaki geçişi sağlayan, yani erkek elektron, yani tohum sarıdır, maviyi de yeşile çeviren, kırmızıyı da turuncuya çeviren sarıdır. geçişken elektron yani erkek tohum sarıdır. üst musluk kırmızı, Eğer kırmızı mavi ile birleşirse, bu sefer mor veyahutta bordo meydana gelir, bordo kırmızı, israil kolu, Yahudi kolu, Yahudi kırmızısı denilen trabzonspor’daki “idared” (Yahutta Kızılelma) denilir. sarıklar bu şekilde çeşitlidir. siyah Sarık vardır. yine yol Cafer efendimize, yani imamdan sonraki. imamdan sonraki imama bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. yedek imamdan sonraki imama bağlı olanlar, yani Mehdi den sonraki imama bağlı olanlar, Mehdi son İmam, yedek İmam, 13. İmam, Ondan sonraki İmam, Caferüttayyar koluna bağlı olanlar, siyah Sarık sararlar. usulü bilmeyen Sarık takmasın. Kendini bilmeyen, soyunu bilmeyen, milleti kandırmasın.Bbizim tarikatımızda 3 Ana renk Sarık vardır dedik. Diğer sarıklar, kendinizin kim olduğunu bıldığiniz, soyunuzunn kim olduğunu bildiğiniz gün, babanızın kim olduğunu, Rabbinizin kim olduğunu bildiğiniz gün, takabileceği sarıktır. Nefsini bilen Rabbini de, babasını da bilir. Babasını Anasını bilen, o kola badan bağlı olan babasının sarığının rengini takar, Anasından bağlı olan Anasının babasının(Dede) sarığının rengini takar, fakat taylasanı sola sarkar. yani geçişken elektronu Kim? Rabbi kim? Bu sırra ermeyen Sarık marık takmasın.
Taylasan Nedir?
Taylasan, sarığın arka kısmında, kafaya sarılmayıp, aşağı sarkıtılan, sarığın ucuna verilen isimdir. o sarkıtılan ucu, Seyidler sırtının arkasına sarkıtır ken, hem Şerif hem Seyyid olanlar da ve Sadece Şerif koluna bağlı olanlar, Sağ omuzun ön tarafına sarkıtırlar. Sol omuza sarkıtılanTaylasanlar, tohumun değil de, toprağın O yola bağlı olduğunu, annesinin, o soya bağlı olduğunu bildirir. Bu taylatasın sebebi ise, Yıldız’ın kuyrukluyıldız olduğunu gösterir. o kimsenin Yıldızı’nın kuyruklu yıldız olduğunu gösterir. Her peygamberin soyundan hem Şerif hem Seyyid vardır. Yolun çatallaştığı yer demektir. ibrahim Aleyhisselam da İshak ve İsmail olaraktan yol çatal vermiştir. Seyidlik şeriflik onlarda, ismaililik veya İshakilik olaraktan tezahür gösterir. Bu da dikkate alınsın. işte taylasan demek kuyrukluyıldız demek, hem Seyyid hem Şerif demektir, iki kola da aynı anda bağlı olan demektir.
Raşidi Tarikatında Sarık Meselesi Hakkında
Raşidi Tarikatı'nda sarık var mıdır diye sorulduğunda, bizim tarikatımızda üç ana sarık rengi vardır: yeşil, turuncu ve beyaz. Ancak yeşil sarık, sadece Peygamberimizin (s.a.v.) soyundan gelen Şerifler koluna bağlı olanlar ile hem Şerif hem Seyyid olanların takabileceği bir renktir. Diğer müritler ise turuncu veya beyaz sarık takabilir. Fakat sarık dersi almamış kimselerin sarık takmaması gerektiğini önemle belirtmiştik.
Seyyid kolundan olanlar beyaz sarık takarlar (zira tüm renkler beyazda birleşir - üçgen prizma misali). Renkli sarık takmazlar; çünkü onların kimlikleri gizli kalmalıdır. Şerifler ise yeşil sarık takar. İki kolun (soyun) birleştiği noktadan gelen kişiler de yeşil sarık takabilir, ancak gerektiğinde diğer renkleri tercih ederek kendilerini gizleyebilirler.
Sarık Renklerinin Anlamları
Turuncu sarık: Güneşi, sıcaklığı ve geceyi temsil eder.
Beyaz sarık: Aydınlığı ve kışı simgeler.
Burada ilginç bir tezat vardır: Turuncu sarık geceyi ve yazı, beyaz sarık ise gündüzü ve kışı temsil eder. Peki bu iki zıt unsur nasıl bir arada bulunur? Kışın rengi siyah olması gerekirken neden turuncu kullanılmıştır?
Sarıkların Peygamberler ve Soyla İlişkisi
Her sarık, bir peygamberin nurunu ve makamını yansıtır:
Sarı + Kırmızı = Turuncu: Mitras Tapınağı'ndaki üç noktada ortadaki güneşi temsil eder. Bu, İbrahim (a.s.) koluna ve Muhammed (s.a.v.) soyuna bağlılığı gösterir.
Sarı + Mavi = Yeşil: İsmail (a.s.) kolunu temsil eder.
Kırmızı + Mavi = Mor/Bordo: İshak (a.s.) ve İsrail (Yahudi) kolunu ifade eder.
Sarı renk, geçişken elektron gibi erkek tohumdur; maviyi yeşile, kırmızıyı turuncuya dönüştürür.
Siyah Sarık ve Diğer Detaylar
Siyah sarık: İmam Cafer-i Tayyar koluna bağlı olanlar (Mehdi'den sonraki imamet silsilesi) tarafından takılır.
Usulsüz sarık takılmaz: Kişi kendi soyunu, babasını ve Rabbi’ni bilmiyorsa sarık takmamalıdır.
Nefsini bilen Rabbini bilir: Babasından gelen soy rengini takar, annesinden gelen soy rengini takacaksa taylasanı sola sarkıtır.
Taylasan Nedir?
Taylasan, sarığın arka kısmından sarkıtılan uç kısımdır:
Seyyidler: Taylasanı sırtlarına sarkıtır.
Şerifler ve hem Şerif hem Seyyid olanlar: Sağ omuzun önüne sarkıtır.
Annesinin soyuna bağlı olanlar: Sol omuza sarkıtır (bu, toprağa/kadın soyuna bağlılığı gösterir).
Taylasan, kuyruklu yıldız gibidir; iki kola birden bağlılığı simgeler. İbrahim (a.s.)'ın İsmail ve İshak kolları gibi yolun çatallaştığı noktadır.
Sonuç:
Sarık, kişinin kimliği ve manevi bağlılığının bir göstergesidir.
Renkler ve taylasanın konumu, soyun hangi koldan geldiğini açıklar.
Bu sırlara vakıf olmayan, sarık takmamalıdır.
![[Image: qTPVQCg.jpg]](https://iili.io/qTPVQCg.jpg)
![[Image: qTPVpvp.png]](https://iili.io/qTPVpvp.png)
![[Image: qTPVmaR.png]](https://iili.io/qTPVmaR.png)
Raşit Tunca
Schrems, 6 Ekim 2021 Çarşamba saat 19.57
|
|
|
| Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:30 AM - Forum: Raşidi Tarikatı
- No Replies
|
 |
Raşidi Tarikatında Tövbe Adabı
Tövbe ve istigfar Nedir ve neden ve nasıl yapılır ve özel bir
vakti varmıdır?
Raşidi Tariqatında Tövbe Adabı
Soru: Tevbe-istigfar nedir, nasıl yapılır?
Cevap : İstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram işledikten sonra,
pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar
vermektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Tevbe, günahtan sonra o günahı bir daha yapmamaktır.) [İ.Ahmed]
Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtır.
Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir.
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا
"ve tûbû ilâllâhi cemîan"
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
"Topluca Allah’a tevbe edin "
(Nur Suresi 31.Ayetten pasaj)
اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
"innallâhe yuhıbbut tevvâbîne ve yuhibbul mutetahhirîn."
"Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever."
(BAKARA Suresi 222. ayetten pasaj)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا
"Yâ eyyuhâllezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhan."
Meali
Ey iman edenler! Allah’a sahih bir tövbe ile tövbe edin. (Sahih tövbe demek
geçerli veya kabul olunmuş Tövbe demekdir)
Tövbenin kabul olundugu zaman hakkindaki ayettede
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا
الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالأَسْحَارِ
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB. Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr . Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr
Meali :
İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır. De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. Onlar (takva sahipleri): “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mü’min olduk (îmân ettik), artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru.” derler. (Onlar), sabredenler, sâdıklar (ahdlerine vefa edenler), kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), infâk edenler (Allah için verenler) ve seherlerde mağfiret dileyenlerdir(Seherlerde Tövbe Edenlerdir).
(ALİ İMRAN Suresi 14. 15. 16. 17. ayetler)
ve Rabbimiz o tövbesi kabul olmuş olan müminlerden bahsedeerken onlar seherlerde
tövbe edenlerdir diyor, öylse nasuh gercek ve gecerli bir tövbeninde vakti var
birinci vakit günahdan hemen sonra ikincisi seherlerde
Seher vakti tam olarak ne zamandır?
Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl
olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına denilir.
Bu husuda kuranda yine
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
İnnel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû
kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn
Meali :
Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret
dilerler bağışlanma dilerlerdi.
(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."
(Tirmizî, Namaz, 326)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular
"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."
( Hadis-i Şerif )
Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın
10_2. BABINDA
10_2. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.
(1 den 10 defaya kadar)
Eger zikrimizi sabah namazindan sonra cekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanir ve bu zikiri cekdigimiz vakit, seher vakti ise hemen ardindan
"Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh. "
(3 Defa)
ve sonrada
"Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh"
(71 Defa)
Bu zikirin normaldaki yeri
25.BAB dir
Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri
burasidir, amma eger sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz, o zaman seher vakti oldugu icin yukardaki yerde okunur, burada ikinci defa okunmasina gerek yok , amma zikirimiz mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra veya akşamlari
okuncak ise burada okunur.zikirin normaldaki yeri 25.BAB dir
ve ayrica 5 Vakit namazin hemen öncesinde sag el sol memenin alitin getirilir kalp hizasina ve baş parmak ile diger parmaklarin bogumlari tesbih edilerek 12 defa "estağfirullah" denilir ve 13. defa denirkende el yumruk yapılır öyle söylenir ve gelmiş geçmiş günahlra tevbe edilip pişman olunur.
yine hergece uyumadan evvel Yatağa girince, 3 defa
"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh"
denilir.
--------------------
Günaha pişmanlık
Tevbe istigfardan önce yapılmalıdır! Tevbe çirkin şeyi bırakıp güzel olana dönmek demektir. İstigfar, günahın çirkinliğini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, mağfiret talep etmektir. Hadis-i şerifte (Pişmanlık tevbedir) buyuruldu. (Hakim)
Yapılan günahları her hatırlayışta istigfar etmelidir! Günahları hatırladıkça istigfara devam edilirse, geçmiş günahlar affolur.
Tevbe edebilmek, Hak teâlânın büyük nimetlerinden biridir. Günah işleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i şerifte (Sonra yaparım diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diğer iyi işleri geciktirenler, bu günün işini yarına bırakanlar, aldandı, ziyan etti. (İ.Gazali)
İstigfarın fazileti çok fazladır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İstigfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim.) [Hud 52]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istigfar etmeden önce affeder.)
[Taberani]
(Küçük günahlarda ısrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse
büyük kalmaz.) [Deylemi]
(İstigfar eden, günde 70 defa aynı günahı işlese ısrar etmiş sayılmaz.)
[Tirmizi]
(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahı affolur.) [Beyheki]
(İstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.
Ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]
(Bir mümin günah işleyince, melek üç saat bekler, eğer o kimse istigfar ederse,
o günahı yazmaz.) [Hakim]
(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, pişman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi
kabul eder.) [İbni Mace]
(Günahlar kalbi paslandırır, karartır. Kalblerin cilası ise istigfardır.)
[Beyheki]
(Derdinizi ve devasını bildireyim. Derdiniz, günahlar, devası da istigfardır.)
[Hakim]
(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra istigfar eder.
Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapınca, büyük
günah yazılır.) [Deylemi]
(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.)
[Beyheki]
(Herkes günah işler. Fakat günahkârların en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]
(Günahına pişman olup abdest alıp, namaz kılanı ve günahı için istigfar edeni,
Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]
(Kıyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]
Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa
hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir
li” istigfarını 25 defa okuyanın, odasında, ailesinde, evinde ve şehrinde kaza,
bela olmaz) buyurdu.
Cuma günü sabah namazından önce, aşağıdaki duayı okuyanın bütün günahlarının
affedileceği hadis-i şerifle bildirildi. Dua şudur:
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.)
[Ramuz]
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir
genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]
(İşlediği günahı, Allahü teâlânın bildiğine inanan, günahına tevbe etmese bile,
Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.)
[Buhari]
(Yatağa girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-
kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahları, deniz köpükleri kadar çok olsa da,
affolur.) [Tirmizi]
("Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Kötü işlerde bulundum. Senden
başka günahımı affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karıncalar sayısınca
günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]
(Ey kullarım, koruduklarım hariç, hepiniz günahkârsınız, benden mağfiret
dileyeni bağışlarım. Mağfiret etmeye kadir olduğuma inananı affederim.)
[Tirmizi]
(Günahtan korunmayanı Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden]
korumaz.) [İ.Huzeyme]
Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
(Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez.) [İ.Gazali]
Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Bir
hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile]
ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.
(Günahların küçük görüneninden sakının! Bunlar toplanınca sahibini helak eder.
Bu şuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa
toplayıp getirirler. Böylece koca bir yığın olur. Bunu yakıp ateşinde
ekmeklerini pişirirler. İşte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak
olur.) [Taberani]
(Hep günah işleyenin kalbi mühürlenir, artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]
(Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe
ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve
kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]
(Günah işleyen, günahını kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!)
[Beyheki]
(“Gece şu günahları işledim” diye söylemek, günahı açıkça işlemekten sıkılmamak
demektir. Rabbi gece suçunu örtmüşken, sabah Allah’ın kapattığı bu örtüyü
kaldırmamalıdır.) [Buhari]
(Gizli işlediğin günaha gizli, açık işlediğin günaha açık tevbe et!) [Taberani]
|
|
|
| Raşidi Tarikatı Salavatı |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:26 AM - Forum: Raşidi Tarikatı
- No Replies
|
 |
Salat al-Maşişiyya Li Raşidiye
ibni Beşişe Rahimehullaah Bilal Habeşi'nin...
❁❁❁❁❁
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مَنْ مِنْهُ انْشَقَّتِ الْأَسْرَارُ وَانْفَلَقَتِ الْأَنْوَارُ وَفِيهِ ارْتَقَتِ الْحقَائِقُ وَتَنَزَّلَتْ عُلُومُ آدَمَ فَأَعْجَزَ الْخَلَائِقِ وَلَهُ تَضَاءَلَتِ الْفُهُومُ فَلَمْ يُدْرِكْهُ مِنَّا سَابِقٌ وَلَا لَاحِقٌ فَرِيَاضُ الْمَلَكُوتِ بِزَهْرِ جَمَالِهِ مُونِقَةٌ وَحِيَاضُ الْجَبَرُوتِ بِفَيْضِ أَنْوَارِهِ مُتَدَفِّقَةٌ وَلَا شَيْءَ إِلَّا وَهُوَ بِهِ مَنُوطٌ إِذْ لَوْلَا الْوَاسِطَةُ لَذَهَبَ كَمَا قِيلَ الْمَوْسُوطُ صَلَاةً تَلِيقُ بِكَ مِنْكَ إِلَيْهِ كَمَا هُوَ أَهْلُهُ اَللَّهُمَّ إِنَّهُ سِرُّكَ الْجَامِعُ الدَّالُّ عَلَيْكَ وَحِجَابُكَ الْأَعْظَمُ الْقَائِمُ لَكَ بَيْنَ يَدَيْكَ اَللَّهُمَّ أَلْحِقْنِي بِنَسَبِهِ وَحَقِّقْنِي بِحَسَبِهِ وَعَرِّفْنِي إِيَّاهُ مَعْرِفَةً أَسْلَمُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْجَهْلِ وَأَكْرَعُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْفَضْلِ وَاحْمِلْنِي عَلىٰ سَبِيلِهِ إِلَىٰ حَضْرَتِكَ حَمْلًا مَحْفُوفًا بِنُصْرَتِكَ وَاقْذِفْ بِي عَلَى الْبَاطِلِ فَأَدْمَغَهُ وَزُجَّ بِي فِي بِحَارِ الْأَحَدِيَّةِ وَانْشُلْنِي مِنْ أَوْحَالِ التَّوْحِيدِ وَأَغْرِقْنِي فِي عَيْنِ بَحْرِ الْوَحْدَةِ حَتَّىٰ لَا أَرَىٰ وَلَا أَسْمَعَ وَلَا أَجِدَ وَلَا أُحِسَّ إِلَّا بِهَا وَاجْعَلِ الْحِجَابَ الْأَعْظَمَ حَيَاةَ رُوحِي وَرُوحَهُ سِرَّ حَقِيقَتِي وَحَقِيقَتَهُ جَامِعَ عَوَالِمِي بِتَحْقِيقِ الْحَقِّ الْأَوَّلِ يَا أَوَّلُ يَا آخِرُ يَا ظَاهِرُ يَا بَاطِنُ اِسْمَعْ نِدآئِي بِمَا سَمِعْتَ بِهِ نِدَآءَ عَبْدِكَ زَكَرِيَّا وَانْصُرْنِي بِكَ لَكَ وَأَيِّدْنِي بِكَ لَكَ وَاجْمَعْ بَيْنِي وَبَيْنَكَ وَحُلْ بَيْنِي وَبَيْنَ غَيْرِكَ
الله الله الله
إِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لَرَادُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ
رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
❁❁❁❁❁
Salat al-Maşişiyya
❁❁❁❁❁
Bismillahirrahmenirrahim
Allahümme Sali ala men minhü enşaggatil esraru ven felegatil envaru vefihi ertegat elhegaigu ve tenezzelet ulumu ademe feacezel halaige velehü tezaelet elfühümü felem yüdrikhü minne sebigun vela lahigun feriyazu elmelekuti bizehri cemalihi münigatün ve hiyazu el ceberuti bifeyzi envarihi mütedefigatün vela şey e illa vehüve bihi menutun iz levle elvası tatu lezehebe (kema gı le) elmevsutu saleten teligu bike minke ileyhi kema hüve ehlühü allahümme innehü sırrukel cemiud dal lu aleyke ve hicabukel eazamul gaimu leke beyne yedeyke allahümme elhigni bi nesebihi ve haggigni bi hasebihi ve arrifni iyyehu marifeten eslemu bihe min meverihi el cehli ve ekrau bihe min meveridil fazli vahmilni ala sebilihi ila hazretike hamlen mahfufen binusretike vagzif bi alel batili fe edmeğuhu ve zucce bi fi biheril ehadiyyeti venşilni min evhalit tevhidi ve eğrigni fi ayni bahril vahdeti hatte la era vela esmea vela ecide vela ühısse illa bihe vecal el hicabel eazeme hayete ravhi ve ruhahu sırre hagigati ve hagigatehü cemia avalimi bitahgıgi elhaggıl evveli ya evvelü ya ahiru ya zahiru ya batinu esmea nidei bima semı´te bihi nidee abdike zekeriyya (ven surni bike leke ve eyyidni bike leke vecma beyni ve beynike ve hul beyni ve beyne ğayrike 3 defa) allah allah allah innellezi feraze aleykel kurane leraeddüke ila maadin. Rabbena atina min ledünke rahmeten veheyyi´lene min emrine raşeden subhane rabbike rabbil izzeti amme yasifune ve selamun alel mürseline vel hamdülillahi rabbil alemine.
❁❁❁❁❁
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
Salat al-Zatı Muhammediye Li Raşidiye
SALATI ZATI MUHAMMEDiYE ARAPÇASI
❁❁❁❁❁
اللهُمَّ صَلَّ عَلَى الذَّاتِ المُحَمَّدِيَّةِ اللَّطِيفَةِ الْأَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَاءِ الْاَسْرَارِ وَمَظْهَرِ الْأَنْوَارِ وَمَرْكِرِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَقُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ. اَللَّهُمَّ بِسِرِّهِ لَدَيْكَ وَبِسَيْرِهِ إِلَيْكَ أَمِنْ
خَوْفِي وَاقِلْ عَشْرَتِي وَأَذْهِبْ حُرْنِي وَحِرْصِي وَكُنْ لِى وَخُذْنِي إِلَيْكَ مِنِّى وَارْزُقْنِي ا
لْفَنَاءَ عَنِّى وَلَا تَجْعَلْنِى مَفْتُونَا بِنَفْسِى مَحْجُوبًا بِحِسِى وَاكْشِفْ لِي عَنْ كُلِّ سِرّ مَكْتُومٍ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ
❁❁❁❁❁
Salati Muhammedi Zatiye
ibrahim Düsûkî (Kuddise Sirruhû)nun Salâtı
SALATI ZATI MUHAMMEDiYE TÜRKÇESi
❁❁❁❁❁
Allâhümme salli alezzâti'l-Muhammediyyeti'l-latîfeti'l-ehadiyyeti şemsi semâi'l-esrâri ve mazheri'l-envâri ve merkizi medâri'l-celâli ve qutbi feleki'l-cemâl. Allâhümme bi sirrihî ledeyke ve biseyrihî ileyke âmin havfî ve eqil asratî ve ezhib huznî ve hırsî vekün lî ve huznî ileyke minnî verzuqni'l-fenâe annî ve lâ tec-alnî meftûnen binefsî mahcûben bihıssî vekşif lî an külli sirrin mektûmin yâ hayyu yâ qayyûm.
❁❁❁❁❁
Okuma Usulü :
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.
Salat al-Tıbbiyya (Tıbbel Kulubü) Li Raşidiye
Hastalıktan kurtulmak için zemzem suyuna 100 defa okunur ve vücudu ovun.
Hastalıktan kurtulmak için günde 100 veya 7 kez okunur.
Mide hastalığı için günde 7 kez oku
Gözleri zayıf olan kişi bu salavatı günde 7 defa okusun.
Tüm fiziksel ve ruhsal hastalıklar için iyileşinceye kadar günde 313 defa oku
Okuma Usulü :
En az 3 ila 7 defa ve en fazla günde 313 defa kendinize veya hastalara okunur
Salat al-Tıbiyya Budur
❁❁❁❁❁
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ
❁❁❁❁❁
❁❁❁❁❁
Allahümme salli a la seyyidina Muhammedin Tıbbel kulubu ve devaihe ve afiyetel ebdani ve şifaihe ve nurul ebsari ve dziyaihe ve a la elihi ve sahbihi ve sellem.
❁❁❁❁❁
Raşidi Tarikatı Kısa Salavatı - Salavatı Kasr
20. Salavati Kasr (9 Defa)
Salavati Kasr Budur
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali
Seyyidina Muhammedin
Allahumme salli ala seyyidina Ademe, seyyidina Nuh, seyyidina ibrahim, ismaile, ishak a ve yakube, Davude ve süleymane, Harune ve Musa, Zekeriya ve Yahya,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem, sallu ala seyyidina isa ve Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.
Ve sallu ala seyyidina Mehdiyil Müntezar ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail, seyyidina Mikail, seyyidina israfil, seyyidina Azaril, seyyidina Feryail,
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,
Allahumme salli ala seyyidina Rıdvan ve Malik ve Askerleri,
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn
NOT : Salavati kasr daki “Feryail” e Haftada bir defa Sadece Cuma Günlerinde okunur.
Raşidi Tarikatı "Salavatı Kebir" - Büyük Salavat
Salavati Kebir (1 Defa)
Salavati Kebir Budur
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali
Seyyidina Muhammedin,
Allahumme salli ala seyyidina Ademe,
Allahumme salli ala seyyidina Şid,
Allahumme salli ala seyyidina idris,
Allahumme salli ala seyyidina Nuh,
Allahumme salli ala seyyidina Hud,
Allahumme salli ala seyyidina Zülkarneyn,
Allahumme salli ala seyyidina Lokman,
Allahumme salli ala seyyidina HIZIR,
Allahumme salli ala seyyidina ilyas,
Allahumme salli ala seyyidina Elyesa,
Allahumme salli ala seyyidina Zülkiful,
Allahumme salli ala seyyidina HIZKIL,
Allahumme salli ala seyyidina Şa ya,
Allahumme salli ala seyyidina Eyüb,
Allahumme salli ala seyyidina Üzeyir,
Allahumme salli ala seyyidina Salih,
Allahumme salli ala seyyidina Yunus,
Allahumme salli ala seyyidina Yuşa,
Allahumme salli ala seyyidina ibrahim,
Allahumme salli ala seyyidina ismail,
Allahumme salli ala seyyidina ishak,
Allahumme salli ala seyyidina Lut,
Allahumme salli ala seyyidina Yakub,
Allahumme salli ala seyyidina Yusuf,
Allahumme salli ala seyyidina Bünyamin,
Allahumme salli ala seyyidina Davud,
Allahumme salli ala seyyidina Süleyman,
Allahumme salli ala seyyidina Şuayb,
Allahumme salli ala seyyidina Harun,
Allahumme salli ala seyyidina Musa,
Allahumme salli ala seyyidina irmiya,
Allahumme salli ala seyyidina Zekeriyya,
Allahumme salli ala seyyidina Yahya,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,
Allahumme salli ala seyyidina isa,
Allahumme salli ala seyyidina isna aşere Havariyyun,
Allahumme salli ala seyyidina Yemleyha, mekseline, misline, mernuş, debernuş
sşazenuş, kefetatayyuş, KITMiR,
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina Mehdiyyil Müntezar ve ala elihim ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson
Allahumme salli ala seyyidina Ali Zeynel Abidiyn,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeyneb,
Allahumme salli ala seyyidina imamül Hüseyin,
Allahumme salli ala seyyidina imamül Hasan,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ali,
Allahumme salli ala seyyidina imamül Osman bin Avfan,
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ömerul Hattab,
Allahumme salli ala seyyidina imamül Ebubekru SIDDIYG,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Halimeyi Sadiye,
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeynep,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rukiye,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ümmü Gülsüm,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ayşei Saadıka,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Haticei Kübra,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Safura,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rabia,
Allahumme salli ala seyyidina Daniel,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Daniele,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Asiye,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Maşite,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Belkıs,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Züleyha,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ra'le,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Hacer,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Sare,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Havva
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Gabriela,
Allahumme salli ala seyyidina Mikail,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Michaela,
Allahumme salli ala seyyidina israfil,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Raffaella,
Allahumme salli ala seyyidina Azaril,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zara, Azra, Zaraelle
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Feryail,
Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.
DiKKAT!!!
NOT: Salavati kebiredeki “Safura” "Daniele" Ra'le” "Gabriela", "Michaela", "Raffaella, "Zara", " Azra", Zaraelle",“Feryail” ve "Ferruh",a salavat haftada bir defa yapilir diger günler onlara okunmaz ve Salavati kasr daki “Feryail” ilede okunmaz.
Haftada bir defa Cuma Günlerinde de yukardaki kırmızı yazılı yerlerinde
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Daniela,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Gabriela,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Michaela,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Raffaella,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zara, Azra, Zaraelle,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Feryail,
Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,
a salavat okunur
|
|
|
| Raşidi Tarikatında Silsile |
|
Posted by: YamanTunca - 03-09-2026, 05:21 AM - Forum: Raşidi Tarikatı
- No Replies
|
 |
Silsileyi Kasr Nedir ? “Silsileyi Kasr a” Ne Yapılır? Neler Okunur?
Zikri Raşidi Dualarin okuma süresini 2 Saat ile 1,5 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“a Fatiha Ismarlarlar.
Silsileyi Kasr Budur
1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.
2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha
3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha
4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha
5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha
6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)
7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha
8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha
9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha (zamanimiz yoksa okunmaz)
10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)
11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)
12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha(zamanimiz yoksa okunmaz)
13.) Hz. Hüseyin Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha
14.) Hz. Ali Efendimize 3 ihlas 1 Fatiha
15.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa icin 13 ihlas 7 Fatiha
Zikri Raşidi Dualarin okuma süresini 1,5 Saat ile 1 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“ okumayi birakir “Silsileyi Kebir” e Fatiha Ismarlarlar.
Silsileyi Kebir Nedir ? “Silsileyi Kebire” Ne Yapılır? Neler Okunur?
Zikri Raşidi Dualarin okuma süresini 1,5 Saat ile 1 Saat Arasina düşürebilenler her gün „Silsileyi Kasr“ okumayi birakir “Silsileyi Kebir” e Fatiha Ismarlarlar.
Silsileyi Kebir Budur
1.) 7 Fatiha 13 ihlas okunur ve Mehdiye ve Ehline Ashabina ve Cemaatine, Sevdiklerine, Sevenlerine Hediye Edilir.
2.) Bu Tarikatin Piirinin Ruhaniyetine 3 ihlas 1 Fatiha
3.) Okuyan kimse Kendi Ruhaniyetine 13 ihlas 7 Fatiha
4.) Evliysek Çocuklarimiz varsa herbirine kücükden büyüge dogru 3 ihlas 1 Fatiha
5.) Eşimize Hanımımıza 3 ihlas 1 Fatiha
6.) Kücükden büyüge dogru Kardeşlerimize 3 ihlas 1 Fatiha (sadece hayatta olan kardeşlerimize okunur)
7.) Annemize 3 ihlas 1 Fatiha
8.) Babamiza 3 ihlas 1 Fatiha
9.) Babannemize 3 ihlas 1 Fatiha
10.) Babamizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha
11.) Aneannemize 3 ihlas 1 Fatiha
12.) Annemizin Babasina 3 ihlas 1 Fatiha
13.) Ali Zeynel Abidin 3 ihlas 1 Fatiha
14.) Seyyidatina Zeynep 3 ihlas 1 Fatiha
15.) Hz. Hüseyin 13 ihlas 7 Fatiha
16.) Hz. Hasan 3 ihlas 1 Fatiha
17.) Hz. Fatimatüz Zehra 3 ihlas 1 Fatiha
18.) Hz. Ali Efendimize 13 ihlas 7 Fatiha
19.) Hz. Osman 3 ihlas 1 Fatiha
20.) Hz. Ömer 3 ihlas 1 Fatiha
21.) Hz. Ebu Bekr 3 ihlas 1 Fatiha
22.1.) Hz. Halimeyi Sadiye 3 ihlas 1 Fatiha
22.) Peygemberimiz Muhammed Mustafa icin 13 ihlas 7 Fatiha
23.) Hz.Süleyman 3 ihlas 1 Fatiha
24.) Hz. Hacer 3 ihlas 1 Fatiha
25.) Hz. Yahya 3 ihlas 1 Fatiha
26.) Hz. Yunus 3 ihlas 1 Fatiha
27.) Hz. Mikail 13 ihlas 7 Fatiha
Dikkat : 25. -26. -27. - ye sadece Cumalari okunur
Senede 1 Defada “Silsileyi Üla” ya Fatiha Ismarlarlar.
Silsileyi Üla Nedir ? “Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin Ne Yapılır?
“Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin Ailecek bir yerde Toplanilir.
1Kalem ve kağıt alıp yazmaya başlanir.
Evimizin Sag Tarafina dogru gidince en yakindaki “ Hasan veya Hüseyin” den kim varsa o Hasansa bizim üst kolumuz peygamberimizin “şerifler” kolundaniz ve birinci isim o yazilir, Hüseyinse seyidlerdeniz, sonra saga veya sol tarafda Hüseyin aranir en yakin hüseyin sagdami soldami ve bunlarin akrabalik dereceleri, Annemiz tarafindansa Anne tarafindan o kola bagliyiz, Baba tarafindan akrabimiz iseler Baba tarafindan o kola bagliyiz demekdir. Ve böylce ilk yön tespit edilmiş olur. Sonra evimizin arka tarafina dogru ilk peygamber isimli kimse kimdir, hangi peygamberin kolundaniz o tespit edilir ve o isim yazilir,
Liste böylece şöyle olmalidir ilk önce evimizin sol tarafina dogru annemiz tarafindan akrabimiz olan en yakin eve, uzaga dogru devam edilir hatta bu başka şehire kadar olabilir “Hasan, Hüseyin, Fatma, Ali, Osman, Ömer, Bekir, Ayşe, Hatice, Zeynep” aranir, ve ashabin isimlerinden olan kimseler olabilir, amma bu kimseler sadece anne tarafindan dedemizin babasina kadar akraba olanlar olcak. Sonra sag tarafa dogru ayni işlem saga dogru bu sefer baba tarafindan akrabalar yazilir. Sonra evimizin arkasindaki komşularimizdan başlayip arkadan sagdan sola dogru gidip sonra tekrar bize dönüp glecek bir daire halinde bütün akraba olan olmayan tanidigimiz peygamber isimli tanidiklarimizin isimleri not edilir. İlk önce direk arkaya dogru düz cizgi gidilir iki tane ayni isim olanlar ilk yakindaki ele alinir, ikinci ayni isme varinca ordan artik sola dogru dönme noktasina geldigimizi bildirir, bu sadace yaşadigimiz köy veya şehir icinde tespit edilir dişari cikilmaz yani peygamber isimlilerde.
Bu not etiklerimiz de cift isimliler en yakin komşumuz olanlar ele alinarak düzletilir, ve bu bizim “silsileyi ÜLA” mizdir.
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.
----------------------
Etiketler :
Raşidi Tarikatında, Silsileyi Üla Nedir ?, “Silsileyi Üla” yi Tespit Etmek icin ,Ne Yapılır?,soyumuz nereye dayaniyor,hangi peygamberin soyundaniz,hangi peygamberin soyundansiniz,hangi ashabin kolundaniz,hangi ashabin kolundansiniz,bulmak icin,tespit etmek icin,soy kütügünü bul, soy agacini bul, seyyidler kolu,Hz Hüseyin kolu,Hz Hasan Kolu,Şerrifler Kolu,,peygamberler kütügü,ulvi soy agaci,
Raşidi Tarikatında Silsileyi Melae Nedir ?
Raşidi Tarikatı Derslerinden Silsileyi Melae
Yani silsilemiz den, hangi melek grupları, hangi tarafımızda, onu arayıp bulma yöntemini öğreteceğiz bu hafta inşallah, daha önce sayfalarımızda konu ile ilgili başlığı attım, fakat açıklamayı ileride yapacağımızı söylemiştik, nasip bugüneymiş.
Bir kaleme kağıt alıp yazılır, Sağımıza, solumuza, önümüze, arkamıza doğru, doğduğumuz ev, doğum haritamız olacak, ve oturduğumuz ev son haritamız, yaşam haritamız olacak, ve ona göre, sağımızda veya solumuzda, önümüzde, ardımızda, Cebrail isimli kimseler aranır, bu taaaa uzak memleketlere kadar da vrarabilir. Ama Bizim memlekette, bu isimler çok güncel isimler değildir, seyrek konulan isimlerdir, O yüzden, ben size bunun daha kolay yöntemini anlatacağım. Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail isimlerini bulamazsınız, daha kolay yöntem şu şekilde :
1.Mikail Aleyhisselam
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
Dedim ya yön olarak, ön arka sağ ve sol tarafımızda şimşek, yıldırım, yağmur, rüzgar, fırtına, deprem, gibi isimler aranır yani Mikail aleyhisselamın görevleri olan, yada sıfatları olan isimlerden bir tanesi aranır, bu ama insan ismi olsun, ama bir ev, veya site ismi,şehir ismi, veyahut da bir fabrika İsmi olsun, bu isimdeki yer veya şahıs, hangi tarafımızda ise, biz o tarafımızdan o Melek'e bağlıyız ve o melek Hz. Mikail aleyhisselamdır. Bulunan O melek isminin yönü, bizim doğum evimizde ise, Biz doğarken O Melek o tarafımızdaymış.
2.Cebrail Aleyhisselam
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
O melek ismi önce cebaril isimli kimseler aranır, bulmaz isek, Hz Cebrail, Peygamberin kalbine kurani indiren, yani ilk canlı Kuran, Hz cebrail, öyle olunca Kuranın isimleri olan, Furkan, Hikmet, Şifa, ceza,.... bu isimler ve Kuranı Kerim'in diğer bütün isimleri, Kuranı Kerim'in isimi olarak geçen, isimlerden olan şahıslar veya yer veya mekan isimleri, hangi tarafımızda ise, o tarafta da Cebrail Aleyhisselam vardır. Kuran'ı Kerim'i ilk bilen ve vahyeden olduğu için, yürüyen Kur'an Muhammed diyoruz ya, ama Muhammed'e de öğreten, Muhammed'den önce Cebrail vardı, Cebrail esas Kur'an oluyor, öyle olunca, Cebrail Aleyhisselam'ı, Kur'an'ın isimlerini nerede görürsek, o tarafımızda da Cebrail Aleyhisselam var demektir, o cephemiz, de hangi cepheyse, önümüzde, ardımızda veya sağımızda, solumuzda veya köşemizde, bu da ikincisi.
3.israfil Aleyhisselam
Yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
İsrafil Aleyhisselam'ın gelince, İsrafil aleyhisselam sur üfüren veya borazan üfüren demekdir, borazan ne demektir, borazanlı, yani elinde Neyi tutuyordu, sur üfürmek, üfürmek ile, Yani bu musevilerin, o boynuzu üfürmeleri de onu temsil eder. ve kuşlar borazanlı hayvanlardır. öten hayvanlardır. Hele birinci olaraktan horuz onu temsil eder, Şahin, karga, kartal, Bülbül,..tavuk horoz, yani her türlü kuş, horoz, tavuk, tavus kuşu, deve kuşu, kuş cinsi her hayvanın ismini taşıyan hayvan, şahıslar, veya yer ve mekan veya şeylerden, onun lakabını veya ismini taşıyan kimseler, hangi tarafımıza düşüyorsa, o tarafımızda da İsrafil aleyhisselam vardır. o tarafımızda duruyor, o tarafdan Biz İsrafil aleyhisselama bağlıyız demektir. şu şekilde bir ilave de yapalım, müezzin, yani insanlardan öten borazanlı ne demektir, ezan okuyan, yani Öyle olunca mahallemizin müezzininden nerede durduğunu biliyorsak, O da yine İsrafil Aleyhisselam'ın ne yanda durduğunu gösterir, yahutta onu da bulamazsak, mekan olaraktan, Minare evimizin hangi tarafına geliyorsa, o tarafta yine, İsrafil Aleyhisselam'ın ne tarafımıza hangi köşemizde durduğunu gösterir. Yine şarkıcı, türkücü ve sanatcılar,... onu temsil eder. Eğer soracak olursanız bir şehrin her yönünde cami ve minare var, O zaman ne olacak derseniz, Size en yakın olan Sizinki.
4.Azrail Aleyhisselam
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, (Azra,Zara,Zarel,Zarael,Ecel,Katil,vahşi..) bulunamaz ise
Azrail Aleyhisselam'ın Etrafınızda durduğu yere gelince, öldüren ve zarar veren her hayvan, her insan, her şey, her alet, her Erdavat, mesela yanınızda silah tabanca tüfek tank,... fabrikası var, zararlı mı? zararlı, insan öldürürmü evet öldürür, yani Azrail demek olmaz mı? Bıçak Fabrikası var, zararlı mı, zararlı ,adam öldürebiliyor mu, öldürüyor, öldüren bir alet Erdevat ne varsa, fabrika olsun, yahut insan olsun, yani bir katil insan var oda aynı, veya yılan, timsah, kaplan, panter gibi, insani öldürebilen bir hayvan ve, canlı olsunö hepsı onu temsil eder. Mesela yanınızda, komşunuz bir katil adam var, O adam Azrail'in ne yönde olduğunu gösteriyor Size. Yine yanınızda bir tane Bıçak Fabrikası, O da diyor ki size, öldüren bu tarafta diyor, yani öldüren kim idi, Azrail'i di. ve burada artık kendiniiz daha fazla yorum getirirerekten bulabilirsiniz. O da, o da sizin haritanızda, Azrail Aleyhisselam'ın, hangi tarafımızda olduğunu, ve hangi taraftan size bağlı olduğunu, ve doğum haritanızda, Siz doğarken Azrail in, ne tarafınızda durduğunu gösterir.
5.Feryail ve Ferruh Aleyhisselam
yine önce bu isimdeki şahıs ve mekan ve şeyler aranır, bulunamaz ise
Feryal veya Feryail ve Ferruh Aleyhisselam, rüzgarların prensesi ile prensinin, hangi tarafımızda durduğuna gelince, size hangi taraftan Meltem yeli esiyorsa, yani Meltem yelinden kasıt, size hangi taraftan bir iyilik geliyorsa, o taraf Ferruh Rüzgarı, ferahlık Rüzgarı, erkek olan rüzgar, Ferrruh aleyhisselam o tarafınızda duruyor demektir. Hangi taraftan da size, elem ve keder, çile geliyorsa, o tarafta da Feryal Rüzgarı, ama Feryail Ferruh'un komutanıdır, Ferruh komutan değildir, Ferruh onun askeridir. Çünkü Allahu Teala insanı, Adem'i ilk defa çamurdan yarattığında, kuruması için, 40 sene çile Rüzgarı, yani Feryail esmiş, bir senede Ferruhrüzgarı esmiş, ve bu yüzden insanın ömründe, insana şans ve surur (1/40) 40 da 1 güler, ve vurar kapıyı çalar.
NOT :
Yine önemli bir açiklama daha, Mesela Sen zaten bıçak Fabrikası'nın sahibimisin, ya da oğlusun, Eee sen Azrail grubundansını zaten, onun soyundansın, ya da silah fabrikasında mı çalışıyorsun yada müdavim askermisin, Azrail grubundansın.
Yine senin isimin veya lakabın Rüzgar mı, Tayfun mu,şimşek mi, yıldırım mı,... sen Mikail soyundansın.
onun grubundasın, Mesela sen elektrik kurumunda çalışıyorsun, elektrikci misin, elektriğin simgesi ne idi, Şimşek şeklindeydi, Yani sen yine Mikail Aleyhisselam'ın grubundansın soyundansın. Zaten sen onlardansın. Sen Mesela hafızsin, sen o zaman zaten Cebrail grubundan sın soyundansın.
Vaktin müsait oldugu bir zamanda, senede bir defa bu silsileye 3 ihlas 1 fatiha veya 3 fatiha 7 ihlas hediye edilir.
Bu derste buraya kadar.
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 27 Eylül 2019 Cuma
Original Kar © glan
|
|
|
|