Yaman Board
Seyyid Ahmed el-Bedevî (k.s.) Kimdir? - Printable Version

+- Yaman Board (http://yamanboard.w4f.eu)
+-- Forum: KÜLTÜREL BiLGiLER (http://yamanboard.w4f.eu/forumdisplay.php?fid=9)
+--- Forum: Biyografi (http://yamanboard.w4f.eu/forumdisplay.php?fid=11)
+--- Thread: Seyyid Ahmed el-Bedevî (k.s.) Kimdir? (/showthread.php?tid=116)



Seyyid Ahmed el-Bedevî (k.s.) Kimdir? - YamanTunca - 03-09-2026

Seyyid Ahmed el-Bedevî (k.s.) Kimdir?

Seyyid Ahmed el-Bedevî (k.s.), İslam dünyasının en büyük evliyalarından biri olup, Bedeviyye tarikatının kurucusudur . Tasavvuf ehli tarafından Abdülkâdir Geylânî, Ahmed er-Rifâi ve İbrahim ed-Desûkī ile birlikte 'Aktab-ı erbaa' (Dört Büyük Kutup) olarak kabul edilir . 1200 (Hicri 596) yılında Fas'ın Fes şehrinde doğmuştur .

Nesebi hem baba hem anne tarafından Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) ulaşan seyyid bir ailedendir. Bu sebeple hem "Seyyid" hem de "Şerif" unvanlarıyla anılmıştır . Yüzünü sürekli peçe ile örttüğü için "el-Bedevî" , cesur ve atılgan yapısından dolayı da "Ebü'l-Fityan" (Yiğitlerin Babası) ve "el-Attab" lakaplarıyla tanınmıştır .

Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Ahmed el-Bedevî, Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş, kıraat ilmini öğrenmiş ve özellikle Şafii fıkhında derinleşmiştir . Henüz çocukken ailesiyle birlikte hacca gitmiş, Mekke'de bulunduğu sırada babasını kaybetmiştir . Gençlik yıllarında manevi hayatında büyük değişiklikler olmuş, insanlardan uzaklaşarak kendini tamamen ibadete vermiştir . Üst üste gördüğü rüyalar üzerine Irak'a giderek Abdülkâdir Geylânî ve Ahmed er-Rifâi gibi büyük mutasavvıfların kabirlerini ziyaret etmiş, bu ziyaretler onun manevi dünyasında yeni ufuklar açmıştır .

1236-37 yılında Mısır'ın Tanta şehrine yerleşmiş ve hayatının geri kalan 40 yılını burada geçirmiştir . Tanta'da kendisine 40 yıl boyunca hizmet edecek ve vefatından sonra yerine geçecek olan Abdülal bin Fakih ile karşılaşmıştır . Mısır Sultanı Baybars'ın da kendisine büyük hürmet gösterdiği ve talebeleri arasına katıldığı rivayet edilir .

Ahmed el-Bedevî hazretlerinin riyazet hayatının en dikkat çekici yönü, dama çıkıp saatlerce hareketsiz bir şekilde güneşe bakmasıdır . On iki yıl süren bu riyazet döneminde gözleri adeta iki kor parçası haline gelmiş, müritlerini nazar ve teveccüh ile terbiye etmiştir . Hiç evlenmemiş, dünya malına değer vermemiş, ömrünü zikir ve murakabe ile geçirmiştir .

24 Ağustos 1276 (Hicri 675) tarihinde Tanta'da vefat etmiş ve aynı yerdeki Ahmed el-Bedevî Camii'ne defnedilmiştir . Kabri, yüzyıllardır sevenleri tarafından ziyaret edilmekte ve her yıl Ekim ayında düzenlenen mevlid törenleriyle anılmaktadır . Mısır halkı tarafından büyük bir kahraman ve kurtarıcı olarak görülmüş, Hristiyanların elinden Müslümanları kurtardığına inanılmıştır .

Güzel Sözleri ve Öğütleri

Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin günümüze ulaşan sözleri ve öğütleri, tasavvuf yolunun inceliklerini yansıtmaktadır. İşte onun manevi dünyasından yansıyan bazı inciler:

    Tövbenin Hakikati Hakkında:

    Talebesi Abdül'al'ın, tövbe-i nasuhun ne olduğunu sorması üzerine şöyle buyurmuştur:

        "Tövbenin hakikati, geçmiş günahlara pişman olmak, gelecekte olacağa istiğfar etmek, affını istemektir. İşlenen günaha tamamen pişman ve bîzar olmak, bir daha o günahı işlememeye can-u gönülden azmetmek ve bu çeşit bir tövbe ile kalbi temizlemekten ibarettir."

    Zühd ve Dünyaya Bakışı Hakkında:

    Evlenmesini teklif edenlere verdiği şu cevap, onun dünyaya olan bağlılığının derecesini göstermektedir:

        "Lütfen beni kendi halime bırakınız. Cennet hurilerinden başka biri ile evlenmemeye azmettim."

    Manevi Hayatın Başlangıcına Dair:

    Gençliğinde Kabe'de uyurken duyduğu manevi nidayı şöyle anlatır:

        "Uykudan uyan! Allahü tealanın bir olduğunu zikret! Yüksek derecelere kavuşmak isteyen uyuyamaz! Ne bir şey yiyebilir, ne de bir şey içebilir. Daima, oruç tutmak ve geceleyin herkes uykuda iken namaz kılmak suretiyle nefsinle mücadele et!"

    Büyüklerin Dilinden:

    Zamanın âlimleri onun hakkında şöyle demiştir:

        "Seyyid Ahmed-i Bedevî, sahili görülmeyen bir hakikat ve irfan denizidir."

Salavat-ı Şerifesi (Duası)

Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerine ait olduğu rivayet edilen ve onun Allah Resulü'ne (s.a.v.) olan derin muhabbetini yansıtan kıymetli bir salavat-ı şerifesi bulunmaktadır. İşte o salavatın Arapçası, okunuşu ve anlamı:

Arapçası:

    اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، اَلَّذِي مَلَأَ قَلْبَهُ الْجَلَالَ، وَعَيْنَهُ الْجَمَالَ، فَصَارَ بَحْرَ الْجُودِ وَالْكَرَمِ، وَمَعْدِنَ الْحِكْمَةِ وَالْحِلْمِ، صَلَاةً تَكْشِفُ بِهَا عَنَّا الْغُمَّةَ، وَتُنَوِّرُ بِهَا عَلَيْنَا الظُّلْمَةَ، وَتُنْجِينَا بِهَا مِنْ كُلِّ نَقْصٍ وَآفَةٍ، وَتَرْزُقُنَا بِهَا الْوُصُولَ إِلٰى حَضْرَةِ الْحَقِيقَةِ، يَا أَكْرَمَ الْأَكْرَمِينَ.

Türkçe Okunuşu:

    Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin, ellezî melee kalbehû'l-celâl, ve aynehû'l-cemâl, fe sâre bahra'l-cûdi ve'l-kerem, ve ma'dine'l-hikmeti ve'l-hilm. Salâten teksifu bihâ annâ el-gummeh, ve tünevviru bihâ aleynâ ez-zulmeh, ve tüncînâ bihâ min külli naksın ve âfeh, ve terzuknâ bihâ el-vusûle ilâ hadreti'l-hakîkah, yâ ekrame'l-ekremîn.

Anlamı:

    Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e salât eyle ki, O'nun kalbini celalinle, gözünü cemalinle doldurdun. O da bunun neticesinde cömertlik ve kerem denizi, hikmet ve yumuşak huyluluk madeni oldu. Öyle bir salât ile ki, onun hürmetine bizden sıkıntıları gideresin, karanlıkları üzerimizden aydınlata-sın, bizi her türlü noksanlık ve afetten kurtarasın ve bize hakikat huzuruna ulaşmayı nasip edesin. Ey Ekremler Ekremi (Allah'ım)!